Hani bazı kitaplar biterken insanda buruk bir tebessüm bırakır ya, öyleydi işte bu novella. Biraz daha sürsün bitmesin istediğim bu roman, baş karakter Türkan'ın eşinin vefatından sonra yeniden kendi hayatını inşa edip kalbinde çiçekler açtırdığı bir serüven sunuyor okura. Insanın anlaşılma ve görülme ihtiyacını çok derinlikli ve incelikli işliyor yazar. Bayılıyorum Melisa Kesmez anlatısına. Her defasında bu kadar kısa romanlarla bu duygu geçişlerini bize nasıl bu kadar özenli ve empatik yansıtıyor şaşıyorum. Keyifli okumalar diliyorum
Günü başlatan o cılız çizgiyi seviyordum. Onun, gecenin siyah kumaşına hiç beklenmedik bir ihtimali gerçekleştirir gibi incecik bir kesik atışını seviyordum. Ben tam gecenin karanlık kuyusuna düşmek üzereyken son anda yetişip bana sabahı getiriyordu çünkü. Sabah nispeten kolaydı, sabah gelince ağrı azalıyordu, taşıması zor şeylerin taşıması kolaylaşıyordu. Düşünceler içlerinden gün ışığı geçince saydamlaşıyordu. Sabah olunca kalkıp bir kahve yapmak için bahanem oluyordu.