İçine ata ata kendini hasta eden çektiği azaba ona zulmeden kişilere yaptığı fedakarlıklara şahit olarak büyüdüğümüz ve onlara kaybettiklerini verme hayali ile yaşayıp hem de kendimizi kayıplarını telafide eksik hissettiğimiz annelerimizle mutlu muyduk ?
Yoksa ;
Kendini ezdirmeyen hayatın tadını doyasıya çıkaran dünle bitmemiş hesaplarıyla uğraşacağına yarınla ilgili gezi planları yapan ne kırılan ne darılan yalnızca fikrini ve tavrını ortaya koyarken bizi de hayata karşı bilgili ve güçlü kılan bir anne modelini mi tercih ederdik ..?
Peki ama erkekler baba oluncaya kadar babalık alıştırması yapmazsa onları bir anda iyi bir ebeveyne dönüştürecek iksiri nereden bulacağız ? Kucağına hiç oyuncak bebek almamış birinin yeni doğmuş bebeğine özgüvenden yoksun kısacık dokunuşuyla açılmaya başlayan uçurumu hangi taşlarla dolduracağız ?!
Annelerin özgüveni sağlam oysa, çünkü kız çocuk için anne ve eş olma eğitimi daha doğar doğmaz başlar..!
Zafere de aldırdığım yok.Senin hoşuna gittiği için zaferler kazanmak istiyorum. Zaferlerin seni hoşnut edeceğini bilmeseydim hemen ordumu bırakır Paris’e koşar ve kendimi senin ayaklarının dibine atardım.
Napolyon’un Josephine’e mektubu
Onbinlerce adamın kanı bir kadının hoşnutluğu için, hayır aslında gözünde tanrısallaştırdığı kadından onay almak için yani böyle bir kadının karşısında egosunu devleştirmek için çünkü herkes yalnızca kendini sever her şey her eylem hatta her düşünce en sonunda kendi hoşnutluğu içindir
Kim dayanabilir zamanın kırbacına
Zorbanın kahrına
Gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonra ki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı