Bir dilek çeşmesi var haydi gidelim dediler gidelim dedik.
Yürüdük gittik, baktık akmıyor çeşme neden,
Sorduk ne zamandır su gelmiyor bu çeşmeden,
Ne kadar oldu akmayalı, kaç vakit geçti kupkuru,
Gözleri kurumuş kalbi kurumuş bir insan gibi geldi yüreğime ve hüzün,
Sordum ey çeşme neden salmaz sın suyunu bize,
Sesini kaybetmiş zan ettim düşündüm tabi çeşmenin sesi su olacaktı değil mi?
Sevdim onu elimle dokundum ama yüreğimle sarıldım ve dedim küsme konuş suyun nerde?
Bir tıs dedi ve sanki ne söylesem boş ne anlatsam boş kimse artık suya değer vermiyor,
Sonra çözüldü dili hakikat diyarından ses geldi ondan olmayan ama ona konuşan bir ses,
Ben eskiden akardım herkes besmele çeker sonra hamd ederdi buda beni mutlu ederdi,
Bazen açık kalır karşıdan geçen küçük çocuk benim için gelir beni kapatır israf olmasın derdi, (aramızda kalsın ben kendimi açardım çocuk nasibini alsın diye)
Evlerinde akmaz idi kardeşlerim ama ben hep burada oldum onlar için, sıralar oluşturdular çoğu zaman benden hizmet almak için,
Ne zannediyorlardı ki! ben tam içimden yüreğimden gönderirdim onlara suyu hep en derinden ve her zaman tertemiz.
Peki çeşmem canım çeşmem gülüm çeşmem neden durdun?
Neden çağlamaz sın bir nehir gibi seslenmez sin adem oğluna neden?
Ben bana yapılan herşeyi kaldırdım, her zaman herşeye boyun eğdim, çünkü bana bunu emretti bende emrolunduğumu yaptım yıllarca, ama artık bitti.
Nasıl neden niye çeşmem söyle bana?
Beni önceleri bir dilek çeşmesi yapmaya çalıştılar, direndim boşa akıttılar, bazen bundan dolayı akmamaya çabaladım, bilmezler mi dilek ondadır ondan başka yalandadır,
Ama sabr ettim ta ki bu vakte kadar,
Ben gücümü buradaki garipler den alıyordum onlar beni sever bana tebessüm ederlerdi, ara sıra gelir bana selam verir benden birşey istemeden giderlerdi bir tas su