Nazlı Ece Gür

Nazlı Ece Gür
@Ece_gur
Arel Üniversitesi-Çocuk Gelişimi Anadolu Üniversitesi-Halkla İlişkiler
2 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Fakat Snelman, çok sevdiği Suomi'nin uyandırılmasını yalnızca öğretmenlerden bekleyemezdi. Nerede memurların, doktorların, tüccarların, din adamlarının bir toplantısını haber alsa hemen oraya koşar ve şunları dile getirirdi: "Milleti unutmayınız! Siz hepiniz halkın arasından yetiştiniz. Şimdi ne yapıyorsunuz? Kafaları aydınlatılmamış, zihinleri açılmamış, eğitimden yoksun olan kardeşlerinizden kaçıyor musunuz? Yoksa milletin hayatını daha iyi düzene koymak için çareler mi düşünüyorsunuz? Halkı uyandırmak ve kültürel bakımdan yükseltmek için neler yapıyorsunuz?"
Sayfa 34·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Thomas Carlyle "Kahramalar ve Tarihte Kahramanlıklar" adlı eserine kahramanlar kültünü ve kültürünü yüceltiyor. Carlyle, "Halk yerde yatan ve çürüyen bir saman gibidir. Büyük adamlar, yani kahramanlar, gökten düşen samanı tutuşturarak halkı canlandıran ve harekete geçiren bir yıldırım gibidir." diye yazmıştır. Tolstoy ise farklı bir tablo çiziyor ve şöyle bir örnek veriyor: "Düşünün ki denizde büyük bir gemi hareket diyor ve geminin önünden sular bir şerit halinde kaçıyor. Bu su şeridinin veya akıntısının gemiyi hareket ettirdiğini, sürüklediğini kim iddia edebilir? Herkes geminin suları yararak bu akıntıyı yaptığını, kendi önünde kovaladığını bilir. Asıl güç gemiden gelmektedir; akan sular da bu hareketin sonucudur." Aslında her iki görüş birbirlerine zıt değil; birbirlerini tamamlamaktadır. "Ya Carlyle'ı ya da Tolstoy'u tercih ederim demek yerine "Carlyle ve Tolstoy" denilmesi daha doğrudur. Bunlar paranın iki yüzü gibidir ve her yüz, o paranın ve gerçeğin birer yarısıdır. Kahraman ve halk da böyledir. Biri olmadan diğeri olmaz. Kahraman halkı heyecanlandırır, alevlendirir ve onu milletinden aldığı ateş ve heyecanla yakar.
Sayfa 22·Kitabı okudu
"Bertha ile birlikteyken ya da şuan da olduğu gibi onu düşünürken hissettiğim o anlatılamaz duygu. Eksiksiz mutluluk! En yakın sözcük bu!" "Josef, ben hep şuna inanmışımdır: Bizler arzu edilenden çok arzu etmeye âşığızdır!" Breuer bu cümleyi tekrarladı. "Lütfen bana bir kâğıt kalem verin. Bu cümleyi unutmak istemem."