“Zaman böyle bir şeydir. Anıların etini ve iç organlarını yavaş yavaş çürütür, izlerini yok eder, en sonunda da geride birkaç avuç beyaz kemik bırakır.”
“Tanrı neredeydi? Neden şöyle bir parmağını şaklatıp bu faciaya son vermedi; neden günahkarlar üzerine bir kor, alev ve kükürt yağmuru yağdırmadı?” Diye sorup duruyordu Miriam. “Oysa ben şunu soruyorum: İnsan neredeydi? Meleklerden az eksiği olan yaratık neredeydi? Çünkü gaz odalarını imal edenler insanlardı; uzman mühendisler zamanı en iyi şekilde kullanmak amacıyla fırın arabalarının en doğru dönme açılarını belirlemişler-di- hiçbir şey insan boşaltmanın hızını azaltmamalıydı; karısı salonda örgü örer, çocukları bazen pijamalarını giyip ayılarına sarılıp yatarlarken mühendisler bu hesapları yapıyorlardı. Ev ev dolaşıp insanları evlerinden toplayanlar, onları en gizli yerlerinden bulup çıkartanlar gene insanlardı; ellerini kan ile yıkayan, yeni doğmuş bebekleri tekmeyle öldüren, yaşlıları kıyıma uğratan onlardı; seçim yapabilecekken seçmeyen insanlardı; karşısındakinin gözlerinde bir bakış yakalayabilecekken onda sadece bir nesne görenler de insanlardı.”