Euripides'in Alkestis’inden alınan bu cümle, kitabın girişinde sadece merak uyandırmakla kalmıyor, ilerleyen sayfalarda zihninizde yankılanan en önemli soruya dönüşüyor.
Londra'nın elit bir semtinde yaşayan, başarılı ressam Alicia Berenson. Mükemmel görünen bir evlilik, sessizliğe gömülmüş bir kadın ve işlediği bir cinayet. Alicia, kocasını öldürdükten sonra tek kelime etmiyor. Psikoterapist Theo Faber ise onun sessizliğinin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmaya kararlı.
Roman, baştan sona bir film izliyormuş hissi veriyor. Kurgusu öyle sürükleyici ki, her sayfada biraz daha içine çekiyor. Her karakterde ayrı bir gölge, her diyalogda ayrı bir ipucu saklı.
Ters köşe ile sonlanan bu kitap, psikolojik gerilim türünü sevenlerin ellerinden bırakamayacağı türden bir roman.
Sadece sessizliğin değil, insan zihninin de ne kadar derin ve tehlikeli olabileceğini gösteriyor.