Asılacak Kadın, ismiyle güçlü bir şeyler vadeden, okurda merak uyandıran bir roman. Ancak benim için bu kitap, edebi derinliğinden çok rahatsız edici anlatımıyla akılda kaldı.Kitap boyunca kadın bedeni öyle çıplak, öyle sert bir dille gözler önüne seriliyor ki; bu durum edebi cesaretin ötesine geçip bir noktadan sonra yıpratıcı bir tekrar haline geliyor. Anlatımda kadınlığı aşağılayan, adeta değersizleştiren bölümler öylesine çoktu ki, okurken içim zaman zaman gerçekten daraldı.Hatta kitabın büyük bir bölümünü o sahneler yüzünden okumamış olabilirim.Midem kaldırmadı çünkü.Kadının içsel çığlığı duyulsun istenmiş olabilir ama bunu yaparken bedenini sürekli teşhir ederek mi anlatmalıydı, emin değilim…
Pınar Kür’ün kaleminin güçlü olduğunu inkâr edemem. Cümle yapısı, iç monologlar, psikolojik derinlik çabası belli ki emek verilmiş. Ama bu derinliğe ulaşamadan, anlatım biçimi yüzünden sürekli yüzeye çarpıp geri döndüm. Karakterlerle bağ kurmakta zorlandım çünkü onların yaşadıkları bana geçmeden önce, bedenleri hep öne sürülüyordu.
Toplumsal mesajlar, sistem eleştirileri, kadın olmanın ağırlığı derin meseleler ama bu meseleleri işlerken kullanılan dil zaman zaman acımasız, duygudan uzak, hatta rencide ediciydi. Kitap bittiğinde içimde güçlü bir hikâye değil, tatsız bir yankı kaldı.