Okuduğum kitaplardan birinde, şöyle bir cümle geçiyordu: 'Hayalindeki begonyalar, sardunyalar yoksa eğer evinde, sen dikmediğin için. Latif müzik sesleri yükselmiyorsa eğer bir odadan, sen açmadığın için. Kurabiye kokmu yorsa eğer mutfak, sen yapmadığın için. '* ” Şermin Yaşar’ın o satırlarını okuduğum ilk an, ne kadar güzel bir bakış açısı demiştim. “Sen de hayatındaki eksikliğin ne olduğunu fark ettiysen ve onun için bir çaba harcamıyorsan belki de gerçekten istemediğin içindir.”
İşte gördüğüm bu ilişkiler beni soğutuyor ve korkutuyordu. Başkasının yaptıkları benim güvenimi sarsıyordu, henüz hayatımda bile olmayan o adama karşı. Böyle olsun istemiyordum. Etrafımda gördüğüm örnekler öylesine kötüydü ki, benim hikâyem nasıl olacak acaba diye düşünmeden edemiyordum.
Meraktan ziyade, korkuyordum...