Ece Naz

Gitme
“Çünkü kaybolmuş gibi hissediyorum sen gidince. Eksiliyorum. Bilemiyorum ellerimi nereye koyacağımı. Boğazım düğümleniyor, yutkunamıyorum. Çünkü bir ağrı saplanıyor ciğerlerime, Dayanamıyorum. Gitme. Sen gidince kardeşliğini unutuyor halklarım. Savaşların ortasında kalıyorum, Vuruluyorum, Yaralanıyorum...”
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Ve annen ne zaman ağlasa Aklına gelsin yitirmişliğin Seni annen kadar sevmiş birini.”
1000Kitap
“Korkmuyor musun bebeğim, bir gün senin kokunu mezara gömecek kadar çok severler beni diye?”
1000Kitap
“Ellerin ellerimin dokunamadığı en tanrımsı şey.”
1000Kitap
“Sana geldim, kapın kırıktı. Duvarların birbirine çok yakındı. Sana geldim, dört köşeli bir parantezin içinde kayıptım. Kartlarımı açtım, gözünün içine baktım, bir şeyler söyledin, yalandı. Ne söylersen söyle sana güveneceğim ortadaydı. Gitmekten bahsettin, gitmekten bahsettin, gitmekten bahsettin, aklım almadı. Duran bu kadar yalanın içinde bu kadar gerçek gidebilen tek şey sen olabilirdin, aklım durur mu, başımda kalmadı. Senin için kıyafetler bakmıştım, yemekler bakmıştım, denizler bakmıştım, yollar bakmıştım, fallar bakmıştım, senin gözlerinle aynalara bakmıştım. Sen benim babaannemin başörtüsüne yapışık sakızdın. Sen benim alışveriş yapmadığım halde selam verdiğim bakkal amcaydın, sen çaldığım ilk yüzüktün, kırdığım ilk bardaktın, takımı bozduğum için annemden yediğim ilk dayaktın, sen doksan birinci dakikada yediğim goldün, kendimden gizli gizli içtiğim biraydın, sigaraları yarım attığım sokaktın, korktuğum kırmızı arabaydın, takip ettiğine inandığım sestin, bir cenaze evindeki kalabalık, mezardaki yalnızlıktın. Sana geldim, kalbim kırıktı.”
Alıntı