Ece Tecimer

Ece Tecimer
@Ecetecimer
Lisans
Eskişehir
572 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·33 syf.··
2026 97. kitabı
Bugün sizlere çok tatlı bir çocuk kitabı ile geldim. @yazarezgiyar ’ın kaleminden çıkan “Barış Ormanı”, kapağını açar açmaz sizi o yemyeşil, cıvıl cıvıl orman dünyasının içine çekiveriyor. Aslında hikaye çok tanıdık ama bir o kadar da sürprizli; ormanın en güçlüsü olduğunu düşünen Aslan Tati’nin karşısına, boyundan büyük cesaretiyle bizim minik Tavşan Tonti çıkıyor. Tonti, “Neden sadece en güçlü olanın dediği olsun ki?” diye öyle bir soru atıyor ki ortaya, bütün orman ahalisi şaşkına dönüyor. Hikaye boyunca çocuklara anlatılan o kaba gücün her şeyi çözemeyeceği gerçeği, yazarın uzman kaleminden dökülen naif cümlelerle birleşince ortaya çok tatlı bir “birlikte yaşama” macerası çıkmış. Okurken hem Tonti’nin o tatlı inadına gülümsüyorsunuz hem de “Aslan Tati şimdi ne yapacak?” diye merak ediyorsunuz. Kitabın sonuna geldiğinizde ise o sıcacık barış duygusu hem sizin hem de miniklerin kalbine yerleşiyor. Çizimlerin o yumuşacık, pastel tonları ise hikayenin huzurunu tam anlamıyla tamamlamış; çocukların hayal dünyasında o ormanı gerçekten geziniyormuş hissi uyandırıyor. Sevginin, paylaşmanın ve her sesin kıymetli olduğunun en masalsı hali diyebilirim. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Barış OrmanıEzgi Yar · Tilki Çocuk Yayınevi · 20262 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ece Tecimer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·33 syf.··
2026 97. kitabı
Ezgi Yar
10/10 · 2 okunma
Puan vermedi·322 syf.··
2026 96. kitabı
Bugün sizleri farklı zamanlara ve farklı coğrafyalara götürecek bir kitap ile geldim. @ertekinogluservet ’nun yazdığı “Ne Yola Çıkabildim Ne de Yoldan” adlı eseri, aslında hepimizin zaman zaman hissettiği o “nereye aitim?” sorusunun peşine düşen, çok içten ve bir o kadar da derin bir yol hikâyesi. Kitabı elinize aldığınızda, kendinizi 13. yüzyılın Ahlat’ında Moğol istilasından kaçan genç Baybars’ın yanında bulurken, bir bakıyorsunuz modern zamanın yollarında, direksiyon sallayan kamyon şoförü Sedat’ın yalnızlığına ortak olmuşsunuz. Yazar, hicreti sadece kilometrelerce yol katetmek değil, insanın kendi içindeki o sessiz, derin mağaraya yaptığı en zorlu yolculuk olarak anlatıyor. Okurken insanı en çok yakalayan şey, yüzyıllar önce bir mağarada babasının kanıyla mühürlenen o kadim sırrın, bugün bir gümüş kolyeyle karşımıza çıkması ve hayatın aslında nasıl ince iplerle birbirine bağlı olduğunu fısıldaması oluyor. Ahlat’ın o heybetli ceviz ağaçlarının gölgesinden Mısır’ın sıcak kumlarına, oradan da bugünün gri asfaltlarına uzanan bu serüven, modern dünyanın karmaşasında köklerini unutmuş bizlere çok naif ve sarsıcı bir ayna tutuyor. Hikâyenin sonunda yetim bir kız çocuğu olan Özlem’in ellerinde çözülen o kördüğüm, kalbinize “yanan kül olur, seven can olur; emaneti taşıyan ise zaman olur” cümlesini adeta bir mühür gibi kazıyor. Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatır, bazıları ise ruhunuzun tozlu raflarını havalandırır. Sedat’ın o uzun Frankfurt yollarında, direksiyon başında kendiyle hesaplaşırken hissettiği o köksüzlük hissi bazen hepimize biraz tanıdık gelir sanki; sanki yazar modern insanın o hiç bitmeyen “yerini bulamama” sancısını en yalın haliyle kağıda dökmüş. Baybars’ın asırlar öncesinden gelen yüküyle Özlem’in bugünkü masumiyetinin aynı düğümde buluşması, bana
Ne Yola Çıkabildim Ne de YoldanServet Ertekinoğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202610 okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 95. kitabı
Bugün size sadece bir kitapla değil, adeta bir tiyatro sahnesiyle geldim. Gaius Flavius DivinusGaius Flavius Divinus ’un kaleminden çıkan Nero Tragedyası, hepimizin o “Roma’yı yakan adam” olarak bildiği Nero’yu alıp, karşımıza bambaşka bir derinlikle çıkarıyor. Kitabı okurken kendimi bir anda o antik dünyanın hem soğuk gerçekliği içinde hem de tiyatral bir atmosferin tam ortasında buldum. Modern bir tragedya denemesi diyebiliriz buna; sanki Shakespeare’in o kadim ruhu günümüzde yeniden canlanmış gibi... Nero’yu hep yüzeysel bir imajla tanıdık ama bu eser o maskeyi düşürüyor. Karşımızda; kibrine hapsolmuş, liyakatsizlik sancısı çeken ve aslında içten içe büyük bir beceriksizlikle boğuşan bir “Princeps” var. Kitap, Roma’nın o görkemli ama bir o kadar da yozlaşmış sokaklarında gezdirirken bize şunu fısıldıyor: İktidar sadece bir taht kavgası değil, insanın kendisiyle kurduğu en tehlikeli, en keskin ilişkidir. Beni en çok etkileyen kısım ise karakterlerin derinliği oldu. Bilgeliğiyle yorgun düşmüş bir Seneca, gerçekleri o meşhur kahkahalarının ardına saklayan tek dürüst ses Soytarı ve manipülasyonun kitabını yazmış Cassius Crispus... Her biri Nero’nun zayıflıklarını öyle bir aynalıyor ki, hikâye bir tarih anlatısı olmaktan çıkıp insan ruhunun en karanlık dehlizlerine iniyor. Her karakter kendi gerçeğini haykırıyor ve ortaya çok sesli, kaçınılmaz bir son çıkıyor. Divinus, antik dünyanın o kendine has dilini hiç bozmadan, bize aslında çok tanıdık, evrensel bir insanlık halini sunmuş. Eser, hem tarih meraklıları hem de dramatik anlatı sevenlerin ilgisini çekebilecek türden. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Nero TragedyasıGaius Flavius Divinus · Harmonia Yayınevi · 20266 okunma