Ece Tecimer

Puan vermedi·120 syf.··
2026 31. kitabı
Bugün sizlere sıcacık bir öykü kitabı ile geldim. @kendinerehber35 ’in yazdığı “Sezar’ın Kuyruğu” Sayfa sayısı az ama etkisi uzun soluklu… okurken beni hep insanın kendi iç dünyasına bakmaya davet etti. Müge Süzek, keskin bir gözlemci olarak sıradan görünen hayatların derinliklerine uzanıyor; her hikâye bir başka pencere açıyor üzerimize. Bu pencere bazen hüzünlü, bazen umutlu ama hepsi yüreğe dokunan gerçekliklerle dolu. Barınaktan kurtarılan bir köpeğin bakışıyla sevgi ve sadakati; toplumun sert yüzüyle mücadele eden bir insanın yalnızlığı; çocukluk özlemleriyle ateşlenen mavi bisiklet hayalleri… Bu küçük ama güçlü yaşam kırıntılarıyla kurulan anlatılar, insana ilerledikçe kendini bulma hissi veriyor. Bazı hikâyeler öyle sıradan ki başlangıçta fark etmiyorsunuz ama satırlar arasına sızan duygu sizi bırakmıyor; baba özlemi, kırık bir aşkın sessiz çığlığı, tarihsel imgelerin günümüzle konuşması… Tüm bu anlatılar, okurla sakin ama etkili bir sohbet gibi. Bu kitabı okurken fark ediyorsunuz ki asıl büyü, büyük olaylarda değil; küçük anların içinde saklı. Bir köpeğin kuyruk sallayışı, bir çocuğun bisiklet hayali, bir gencin aşkı… Hepsi, yaşamın minik kıvılcımları gibi yüreğe ışık tutuyor. Yazarın dili dingin, zorlamıyor, ama oturup sizi düşündürüyor; yaşamın en basit anlarının bile ne kadar derin anlamlar taşıdığını. Sonuçta “Sezar’ın Kuyruğu”, okuduktan sonra daha dikkatli bakmayı ve daha derinden hissetmeyi öğretiyor insana. İçinde saklı kalan kıymetli anları fark etmek isteyenler için, bu kitap sıcak bir arkadaş gibi. İyilikle, merhametle ve kitapla kalın.
Sezar'ın KuyruğuMüge Süzek · Edebiyatist Yayınevi · 202413 okunma
Reklam

Ece Tecimer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·120 syf.··
2026 31. kitabı
Müge Süzek
9.6/10 · 13 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 30. kitabı
Bugün sizlere sorgulayıcı bir kitapla geldim. @gonuldemir.gd ’in yazdığı “Kötü Kadın” bende şu soruyla başladı ve o soru kitap boyunca peşimi bırakmadı: Kötülük gerçekten bir anda mı ortaya çıkar, yoksa sessiz sessiz mi inşa edilir? Yazar bu kitapta toplumun “kötü” diye etiketlediği kadınların hikâyelerine odaklanıyor; suçun, şiddetin ve karanlık tarafın ardında yatan nedenleri kurcalıyor. Anlatılan şey yalnızca yapılanlar değil, o noktaya gelene kadar yaşananlar. Bastırılmışlık, yalnızlık, görünmez sınırlar ve kadınlara biçilen roller metnin arka planında sürekli hissediliyor. Yazar, okuru birini aklamaya ya da mahkûm etmeye çağırmıyor; tam tersine, kolay yargıların ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Kitabın en çarpıcı yanı, kötülüğü tek bir ana ya da tek bir nedene bağlamaması. Her şey yavaş yavaş, fark edilmeden ilerliyor ve okur olarak bu sürecin tanığı hâline geliyorsunuz. Okurken zaman zaman huzursuz oldum, çünkü anlatılanlar “uç” ya da “yabancı” değildi; aksine, gündelik hayatın içinde biriken duygularla fazlasıyla tanıdıktı. Bu tanıdıklık hissi metni daha sert, daha etkileyici kılıyor. Kötü Kadın rahatlatan bir kitap değil, sorgulatan bir kitap. Kadınlık, suç ve vicdan kavramlarını yeniden düşünmeye itiyor; okurdan taraf tutmasını değil, durup düşünmesini istiyor. Bitirdiğimde aklımda tek bir hikâye değil, tek bir soru kaldı: Sizce kötülük nerede başlar? İyilikle ve kitapla kalın.
Kötü KadınGönül Demir · Az Kitap Yayınları · 201983 okunma
Puan vermedi·333 syf.··
2026 29. kitabı
Bugün sizleri maziye götürecek bir kitapla geldim. @ogunburakaydiner ’in yazdığı “Bir Kuleli Hikayesi”. 1979’un akasya kokulu sokaklarında başlayan bu hikâye, yalnızca geçmişe bir yolculuk değil, kalbimizin en sessiz köşesinde sakladığımız anılara uzanan bir köprü gibiydi. Kitabın merkezinde emekli asker Mustafa Albay var; kırk beş yıl önce ansızın kaybolmuş bir aşkı hâlâ boğazında bir ur gibi taşırken, eski bir kitabın arasından çıkan bir fotoğrafla geçmişin gölgeleri bir anda canlanıyor. İstanbul’un sokaklarında adım adım yürürken ben de Mustafa ile birlikte vicdan ve aşk arasında sürekli gidip geldim, bazen de hafifçe tebessüm ettim. Bu roman bana zamanın sadece bir sayı olmadığını, anıların ise silinmediğini hatırlattı. Zamanın akışı içinde kaybolmuş gibi görünen duyguların, doğru bir anda bir fotoğrafla nasıl yeniden doğabileceğini gördüm. Mustafa’nın iç hesaplaşması, sadakat ile kaybetme korkusunun arasında yükselen o içsel savaş, okurken benim de kendi kalbimdeki eski izlerle yüzleşmeme neden oldu. Yazarın dili o kadar sıcak ve samimi ki, her cümlede yılların ağırlığını hissediyorsunuz; sanki yıllar sonra bulduğunuz eski bir mektubu okuyormuşsunuz gibi… Kitabın beni en çok etkileyen yanı, sadece bir aşk hikâyesi anlatması değil; aynı zamanda zamanın, hafızanın ve vicdanın ince dokusunu gözler önüne sererek okuru kendi geçmişiyle yüzleştirmesi oldu. Her sayfa, İstanbul’un hafif hüzünlü bir yaz akşamı gibi üzerime çöktü ve ben kapattığımda derin bir iç çekişle birlikte bu hikâyeyi uzun süre unutamayacağımı hissettim. Bir Kuleli Hikâyesi, tutkunun, pişmanlığın ve umudun izini süren, kalbinde hâlâ bir şeyleri saklayan herkese seslenen bir yolculuk… İyilikle ve kitapla kalın.
Bir Kuleli HikâyesiOgün Burak Aydıner · İkinci Adam Yayınları · 202524 okunma