Ece Tecimer

Puan vermedi·200 syf.··
2026 28. kitabı
Bugün sizlere iç dünyanıza bakmanızı sağlayacak bir kitapla geldim. Levent SÜTÇİGİL ’in yazdığı “Kuğulu Günlükleri-Depremden Sonra”büyük olayların değil; küçük ama derin yaraların, sessiz çığlıkların, kimsenin duymadığı kalp atışlarının hikâyesi. Kitap, modern hayatın yükünü omuzlarında taşımaya çalışan bir kadının gözünden ilerliyor; Duygu’nun hikâyesi bu. Boşanmış, bir çocuk annesi, evlat, çalışan… Başkalarının beklentileriyle, kendi bastırılmış sesi arasında sıkışmış bir kadın. İşte bu çelişkileri, bu “görünmez yükleri”, sokakta yürürken hissettiğin hüzünle birleştiren bir anlatı bu. Kuğulu Park’ın gölgesinde bulduğu o kısa nefes molalarıyla tanışıyoruz önce. Bir park… Sakin… Bir kuğu gölü… Sanki hayatın çığlığını duyuracak kadar alçak sesli ama bir o kadar da gerçek. Parkın serinliğinde yeniden soluk almaya başlaması, Duygu’nun iç dünyasında kırılmış ama iyileşmeye hazır bir şeyler olduğunu söyler gibi. Bazen okurken kendimi onun yürüyüşlerinde yürür gibi hissettim; kendime gelme çabasında, belki de bana ait bir izi bulma uğraşında… Kitap bana kadın olmanın, annelik olmanın, görünmeyen duygularla yaşamanın ağır yükünü hatırlattı. Duygu’nun annesinin sessizliği, babasının baskısı, kızının kırılganlığı… Hepsi tek tek içime dokundu. O yürüyüşlerde tanıştığı yabancılarla gelişen minik bağlar, sessizliğin içindeki şefkat ihtimali… Bunlar öyle basit anlar değil; hayatın akıp gittiğini sandığımız sırada aslında bizi şekillendiren anlar. Depremin sadece yıkım değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasında yarattığı sarsıntı olduğunu düşündüm okudukça. Duygu’nun kendiyle yüzleşmesi, bazen park bankında oturduğu o sessizlikte başlayan hikâyelerle büyüdü. Bu kitap bana, büyük olayların değil, küçük anların bizi nasıl dönüştürdüğünü, kendimizi yeniden bulmanın bazen bir
Kuğulu GünlükleriLevent Sütçigil · Psikonet · 202567 okunma
Reklam

Ece Tecimer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.··
2026 28. kitabı
Levent Sütçigil
9.8/10 · 67 okunma
Puan vermedi·186 syf.··
2026 27. kitabı
Bugün sizlere çok keyifli bir fantastik kitapla geldim. @esratrnn__ ’ın yazdığı “Dünyanın Son Işığı” benim için sadece bir macera değil; okurken sık sık durup düşündüğüm, satır aralarında insan olmanın ne demek olduğunu sorguladığım bir yolculuktu. 3000 yılının dünyasında geçen hikâye; gelişmiş teknoloji, farklı ırklar ve gezegenler arasında kurulmuş olsa da duygular çok tanıdık, çok insandı. Lara ve Cenk’in hikâyesini okurken onların sadece hayatta kalmaya değil, aynı zamanda kendilerini ve ait oldukları yeri bulmaya çalıştıklarını hissettim. Karanlıkla aydınlığın çatışması, güç dengeleri, farklı olmanın getirdiği dışlanmışlık ve buna rağmen umuda tutunma hali kitabın her sayfasına sinmişti. Bazı yerlerde temposu yükselirken bazı yerlerde durup nefes aldırdı; özellikle karakterlerin iç dünyalarına yaklaştığımız anlarda bağ kurmamak zordu doğrusu. Fantastik ve distopik ögelerle harmanlanmış bu spekülatif kurgu, hem hayal gücünüzü genişletiyor hem de insanın içindeki ışığın hâlâ en kırılgan ve en değerli şey olduğunu hissettiriyor. Karakterlerin birbirine olan bağlılıkları, zor zamanlarda gösterdikleri cesaret ve bazen sessiz ama derin yalnızlıkları, okurken benim de kalbime dokundu; bazen gülümsedim, bazen hüzünlendim, bazen de sayfaları heyecanla çevirdim. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, “dünya ne kadar değişirse değişsin, insan olmanın özü hâlâ aynı kalıyor ve umut her zaman bir yerlerde parlıyor” oldu. Bu kitap, hem uzak bir geleceğe pencere açıyor hem de kendi içsel dünyamızdaki ışığı fark etmemizi sağlıyor; okurken sadece bir hikâyenin değil, küçük bir keşfin de parçası oluyoruz. İyilikle ve kitapla kalın.
Dünya'nın Son IşığıEsra Turan · İkinci Adam Yayınları · 202450 okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2026 26. kitabı
Bugün sizlere biraz melankolik bir kitapla geldim. @ozdltreal ’ın yazdığı “Hayat Entarisi Giyinmiş Ruhlar,” benim için okurken içime ağır ağır çöken, ama bitirdiğimde aklımda kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfadan itibaren o karanlık, melankolik atmosferin içine giriyorsunuz; hüzün, kaygı, yalnızlık ve hayata tutunmaya çalışan ruhların mücadelesi çok yalın ama çok derin bir dille anlatılıyor. Birkaç karakterin iç içe geçen hayatları üzerinden insan ruhunun kırık yanlarını, varoluş sancılarını ve kaybolmuşluk hissini okumak gerçekten insanın içine dokunuyor. “Hevesi kursağında kalan herkese ithafen” diye başlayan o tanıtım cümlesi kitap boyunca hissediliyor; her sayfada yarım kalmışlıklar, suskunluklar, içe atılmış duygular var. Şiirsel ama ağır olmayan bir dili var, cümlelerin altını çizme isteği uyandırıyor ve okurken sık sık durup düşünüyorsunuz. Karanlık bir ruh hali var ama bu karanlık boğucu değil, aksine insanı kendine baktıran bir karanlık. 190 sayfalık bu roman, insanın kendi iç dünyasına dönmesine sebep olan, sessiz ama güçlü bir etki bırakan bir kitap olmuş. Ruh hikâyeleri, psikolojik derinliği olan karakterler ve melankolik anlatımları sevenlerin ilgisini çekebilir. İyilikle ve kitapla kalın.
Hayat Entarisi Giyinmiş RuhlarTuran Özdal · Arkhe Yayınları · 20253 okunma