Ece Tecimer

Ece Tecimer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·120 syf.··
2026 12. kitabı
Betül Soylu Fırat
10/10 · 2 okunma
Reklam
Puan vermedi·118 syf.··
2026 11. kitabı
Bugün sizlere bir öğretmenin kitabıyla geldim. @tugbaturunc1989 ’un yazdığı “Hakkâri’de Üç Yıl,” bir öğretmenin görev süresini anlatan klasik bir anı kitabının çok ötesinde, merkezin uzağında kalan bir coğrafyaya yakından bakma imkânı sunuyor. Tuğba Turunç, Hakkâri’de geçen üç yılı süslemeden, abartmadan ve dramatik bir dile yaslanmadan aktarırken, taşrada eğitimin ne anlama geldiğini satır aralarına yerleştiriyor. Kitap boyunca doğa koşulları, imkânsızlıklar ve yalnızlık açıkça hissedilirken, öğretmenlik mesleğinin sorumluluğu ve insanî yönü anlatının merkezinde duruyor. Karla kaplı yollar, küçük sınıflar ve sınırlı imkânlar arasında kurulan bağlar, metni yalnızca bireysel bir deneyim olmaktan çıkarıp daha geniş bir tanıklığa dönüştürüyor. Anlatı, okuyucuya hazır cevaplar sunmaktan çok, görülmeyeni fark ettiren bir duruluk taşıyor. Günlük hayatın içinde sıradan görünen ayrıntılar, kitabın ilerleyişinde anlam kazanıyor ve yaşananların kalıcılığını güçlendiriyor. Hakkâri’de Üç Yıl, büyük iddialar kurmadan, sessiz ama güçlü bir anlatıyla hem öğretmenliğe hem de merkezin dışında kalan hayatlara dair gerçek bir çerçeve çiziyor. İyilikle ve kitapla kalın.
Hakkâri'de Üç YılTuğba Turunç · Kiba Yayımcılık · 20253 okunma
Puan vermedi·329 syf.··
2026 10. kitabı
Bugün sizlere bir kişisel gelişim kitabıyla geldim. Ali Rıza Tunur Hocamızın yazdığı “Sen Onu Benim Külahıma Anlat,” adını koymaktan kaçtığımız pek çok duyguya doğrudan bakan, lafı dolandırmayan bir kitap. Ali Rıza Tunur’un psikolog kimliği satır aralarında sürekli kendini hissettiriyor ama bu, metni akademik ya da mesafeli kılmıyor; aksine gündelik hayatta kendimize söylediğimiz küçük yalanları, görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz gerçekleri daha net bir yerden yakalıyor. Kitaptaki anlatı, insanın kendisiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi merkezine alıyor: affettiğini sanmak, vazgeçememek, güçlü görünmeye çalışmak, kabullenmekten kaçmak… Bunların hepsi sakin ama net bir dille önümüze bırakılıyor. Mizah var ama yüzeysel değil; düşündürürken hafifçe gülümseten, gülümsetirken durup düşündüren bir tonu var. “Ben zaten böyleyim” diyerek geçiştirdiğimiz pek çok davranışın altını usulca kazıyor ve okuru kendi iç konuşmalarına kulak vermeye zorluyor. Bu yönüyle kitap, hızlıca tüketilip kenara bırakılacak türden değil; sayfaları ilerledikçe insanın kendine dönmesini sağlayan, küçük ama yerli yerine oturan farkındalıklar bırakan bir okuma. Kısacası Sen Onu Benim Külahıma Anlat, kendini kandırma hâllerine biraz mesafe alıp daha dürüst bir yerden bakmak isteyenler için güçlü ve sahici bir metin. İyilikle ve kitapla kalın.
Sen Onu Benim Külahıma AnlatAli Rıza Tunur · İkinci Adam Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2026 9. kitabı
Bugün sizlere güzel bir polisiye ile geldim. @kml_tsn_ ’un yazdığı “Bitmeyen,” bozkırın ortasında, gece vakti yaşanan sarsıcı bir sahneyle açılıyor: dört otomobilin farlarıyla aydınlanan bir tümseğin altında, sayfalarla örtülmüş bir ceset bulunuyor. Bu görüntü, romandaki gizemin çıkış noktası olsa da Kemal Tosun anlatıyı yalnızca bu olayın peşine düşmek için kurmuyor. Hikâye, toplumun kenarında duran, “entel” diye etiketlenen ama aslında hiçbir yere tam olarak ait olmayan Haldun’un bakışıyla ilerliyor; paranın, makamın, ideolojilerin dışında kalmış bir hayatın sessiz ama yoğun taraflarını açığa çıkarıyor. Polisiye bir merak duygusu satır aralarında varlığını korurken, roman asıl gücünü insanın yalnızlığına, düşünceyle yaşama haline ve kendisiyle kurduğu mesafeye odaklanmasından alıyor. Tosun’un dili sakin, acele etmeyen ve gösterişten uzak; semboller göz doldurmak için değil, metnin ruhunu tamamlamak için orada. Sayfalarla örtülmüş ceset imgesi, bilgiyle, suskunlukla ve yarım kalmışlıkla örülü bir hayatın simgesi gibi romanın geneline yayılıyor. Büyük iddialar kurmadan, yüksek sesle konuşmadan ilerleyen bu anlatı, okuru çözüm aramaya değil, sorularla baş başa kalmaya davet ediyor. Bitmeyen, bitip rafa kaldırılan değil; okunduktan sonra da zihinde dolaşan, insanın kendi iç sesini yoklayan ve adının hakkını veren bir roman olarak hafızada yer ediyor. Özellikle türü sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum. İyilikle ve kitapla kalın.
BitmeyenKemal Tosun · İkinci Adam Yayınları · 202517 okunma