Ece

Dünya üzerinde iki tür bilgi vardır: Ayağına kadar gittiğin bilgiler ve ayağına kadar gelen bilgiler. Eğer bilgi, kişinin ayağına kadar geliyorsa, mutlaka ona bir şeyler pazarlamak için üretilmiştir. Ya politik bir yalanı, gerçek diye yutturacak ya da yeni çıkmış bir telefon satacaktır. Ayrıca ayağa kadar gelen bilgi, onca yolu sürünerek kat ettiği için kirlidir ve bok kokar. Dolayısıyla, tek değeri olan, ulaşmak için emek verilen bilgidir.
Sayfa 168·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaşlanmak, yaşama hastalığının son evresi gibi bir şeydi. Çoğunlukla akıl sağlığının yitirildiği ve yerini hayatta aradığını asla bulamayacağından emin olmanın getirdiği huysuzluğun aldığı bir evre. Yaşlılar, kazıklandıklarının tam olarak bilincine varmış ve artık her şey için çok geç olduğunu fark etmiş olan insanlardı. Onların yöneteceği bir toplum, ancak onlarla birlikte, sürekli şikayet ederek ve acılar içinde ölürdü.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Her ne kadar, dünya haritasındaki sınır çizgileri aklı başında bir dünya dışı varlığa son derece klostrofobik gelecek olsa da yapılabilecek bir şey yoktu. Evet, o sınırlar üç kişilik bir asansör kadar klostrofobikti ama insanın da bir asansörde olduğunu unutabilmesinin yolları vardı. Bir aşağı, bir yukarı gitmek gibi. O sınırlara hapsolmuş insanlar da zamanlarını böyle geçiriyordu zaten. Vatan denilen o daracık asansörde bir aşağı bir yukarı gidip gelerek. Ve her katta açılan kapıların arasından, başka asansörlerin içlerini izleyerek...
Sayfa 135·Kitabı okudu
Hayat ölüme dahil, Gaza. Bir işe başlamak, bitirmenin yarısı, derler ya. Doğmak da öyle işte. Ölmenin yarısı. Bunu kabul et, yeter. İnan, demiyorum. Çünkü inanacak bir şey yok bunda. Bildiğin, doğa! Gör, yeter... Zaten bir ölü olduğunu gör ve kabul et. Gerisi gelir.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Genellemelerden kaçamayacak kadar örgütlü bir dünyada yaşıyorduk. Artık çok geçti! Çünkü toptan alınıp toptan satılmak istiyorduk. Avuç içi kadar örneğini beğenen, bütün kumaşı almak zorundaydı. Tekstil sektöründe olduğu gibi. Daha doğrusu, örümcek ağı sektöründe... Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi her şey, kumaşlarla ilgiliydi. Adalet tanrıçası Justitia'nın göz bağından bayraklara kadar, her şey bir kumaş meselesiydi... Hala çıplak kalabilmiş birkaç Amazon yerlisinin yüzlerindeki o huzur, kumaşsızlıktan geliyordu. Benim yüzümdeki huzursuzluk da, kumaşlarınızın aynı olduğu babamla konuşuyor olmamdan...
Sayfa 88·Kitabı okudu