İnsanlar esasen kötü, alçak veya ahlaksız değildir. Yoksulluktan, ağır işten, hor görülmekte, küçümsenmekten ezilmiş ve eziyet görmüşlerdir. Ruhları öfkeyle doludur. Ve onlardan daha zayıf olan herkese bu öfkeyi akıtmaya hazırlardır.
Gençleri suçlamayın, kendinizi suçlayın. Siz nasıl yetiştirdiyseniz öyle bu gençlik.
Çocuklarla konuşmuyorlar. Hayatlarından olup bittiğiyle ilgilenmiyorlar. Olur da zaman bulurlarsa biraz öpüp okşuyor, tatlı veya oyuncak veriyorlar. Ardından da 'Hadi gidin çocuklar! Kendi kendinize oynayın!' diyorlar. Yani diğer bir deyişle: 'Kaybolun gözümün önünden. Ne isterseniz yapın. Yeter ki bizi rahat bırakın.'
Kışlanızı helaya veya meyhaneye çevirmeyin. Yerlere tükürmeyin, yerleri sürekli temiz tutun. Havayı kaba küfürlerinizle kirletmeyin. Arkadaşlarınızın kulaklarını ve dilinizi kirletmeyin, onları temiz tutun. Küfür köpek havlamasından beterdir. Bu ahlaki ve düşünsel kültürsüzlüğün alametidir. Eğer cesaretinizi sergilemek istiyorsanız daha asil, daha güzel bir yol bulun.
Aydın olmak efendi elbisesi giymek, kolalı yakalarsa sahip olmak veya şık bir şapka takmak değildir. Aydın sınıfı halkın beynidir. Halk, sizleri eğitiminizi tamamladıktan sonra iyi maaşlar alasını, akşamları restoranlarda okuma salonu denen yerlerde kağıt ve domino oynayasınız diye yetiştirmedi. Bu şekilde aydın olamazsınız. Bilgili bir bakteri, küfsünüz adeta. Sizler halkın aklını, iradesini, enerjisini ve vicdanını uyandırmak zorundasınız. Daha iyi bir hayatın nasıl kurulacağını, nasıl daha iyi yaşayacaklarına halkın en alt tabakalarına; işçilere, köylülere öğretmek zorundasınız.