Devletlerin gücü ve zayıflığı, milletlerin refahı ve fakirliği sadece yöneticilerin dindarlığına veya kötülüğüne bağlı değildir. Yöneticiler, iyi veya kötü de olsalar, kahraman veya zalim de olsalar kendi halklarının birer parçasıdırlar. Milletlerinin ruhunu yansıtırlar. Kendi milletlerinin birer ürünüdürler. Halk nasılsa onlar da öyledir. Her halk hak ettiği şekilde yönetilir.
Birine aşık olursun ve aklını kaybedecek gibi olursun. İlk buluşmada elin ayağın titrer. Zamanla heyecanını kaybedersin. Karşındaki insan her ne kadar rol yapsan da heyecanını kaybettiğini senin gözünden anlar.
Eğer hasta topluma uyum sağlamamak size sonuçta yalnızlık getiriyorsa muhtemelen hasta toplum size yalnız olduğunuzu söylüyordur. Ne kadar unutmaya çalışsak da kişinin yalnız doğup yalnız öldüğünü hepimiz biliyoruz. İnsanın özgün hali yalnızlığıdır. Birlikte yaşam, idealimizde olan ve kurguladığımız bir şeydir. Yalnızlık insanın kendi varlığının bilincine vardığı an tanıştığı bir duygu, bir haldir.