Ece

Bir çocuğa, büyüklerin çocuklar kadar enerjisi olmadığını, bu nedenle mesela otobüste bir yetişkinin ayakta durmasının bir çocuğunki kadar kolay olmayabileceğini söylebilirsiniz; nitekim işin aslı, gerçeği de budur. Ben size çocuğa karşı her konuda açık, dürüst ve içten olmayı teklif ediyorum. Bırakın çocuğunuz ezilmeyi değil, merhametli, eliaçık ve özverili olmayı öğrensin; bir yetişkine kendi yerini vermeyi kendisi seçsin. Yetkin şekilde iyiliksever olmanın gücünü, hissini çocuğunuzdan esirgemeyin. Çocuk güçlü, merhametli, yüce gönüllü olmayı ancak bu şekilde öğrenebilir. Kendi yerini kendisi veren ve bunu yapmanın gururunu yaşayan çocukla yetişkinin hak ettiği yere oturmayan çocuğun psikolojisi arasında büyük fark vardır; bu çocukların aynı şeyi yapıyor gibi göründüğü gözünüzü aldatmasın.
Reklam
Sağlıklı, güçlü bir egoya sahip kimse, kimseyi ezme ihtiyacı duymaz. Başkalarını ezme isteğine, tam tersine, egosu çocukken yeterince destek görmemiş ve sonrasında da gelişememiş kimselerde rastlanır. İlla bir klişeye ihtiyaç duyacaksak "çocuğa saygı", "büyüklere saygı"dan çok daha doğru ve yerinde bir klişe olurdu.
Saygı itaat değildir
Saygı, ülkemizde maalesef çok yanlış kullanılan, içi boşaltılmış bir kavram. Saygı, itaat değildir. Karşılıklı olamayan, hiyerarşiye dayalı bir şeye "saygı" adını verebilmek çok zor. "Anne-babaya saygı", "büyüklere saygı", "öğretmene saygı", "devlete saygı" gibi kalıplar kültürümüz içerisinde klişeleştirilerek öz anlamından koparılıyor ve saygıya yaptıkları vurgu, aslında saygısızlığı meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bugün "anne-babaya saygı" adı altında rastladığınız söylemlere bakın, bunların aslında alttan alta çocuğa saygısızlığı savunduğunu ve anne-babaya yahut herhangi birine saygıyla da ilgisi olmadığını göreceksiniz.
Koşulsuz seven ve affeden, sınırsız hoşgörüsü olan, yerleşik kabulün aksine anne-baba değil, çocuktur. Çocuk anne-babasını anne-babası ona nasıl davranırsa davransın sever ve zaten çocuğun dramı da buradadır. Anne baba, ne yaparsa yapsın çocuğun onu bir şekilde sevmeye ve saymaya devam edeceğini, affedeceğini içten içe bildiği için böyle rahattır.
İnsanların mutsuz olma hakkı vardır ve bu hakka saygı gösterilmesi gerekir. Mutsuz olan kişi çocuğumuzsa eğer, mutsuzluğuna yahut başka olumsuz hislerine saygı duymak bir yana, çocuğumuzu tanımamız ve neden mutsuz olduğunu anlamamız elzemdir. Bir anne-babanın en büyük suçu, çocuğunu tanımamak, anlamamaktır.
Reklam