Süleymaniye deyince bir küçük hatıra geldi aklıma. Mehmet (Genç) ağabey dedi ki bir gün: “Ben bazen enstitüde sıkılırım, bunalırım, ferahlamak ihtiyacı hissederim. Yürüyerek Süleymaniye Camii’nin karşısında, orayı görebileceğim bir yere oturur, camiyi seyrederim.” Camiyi seyrederek bütün kasvetini atıyor, ferahlıyor. Burada mühim olan Süleymaniye Camii’ne bakarak o dinginliğe vasıl olması, kasvetli havanın dağılması. Sonra tekrar dönüp kaldığı yerden çalışmaya devam ediyormuş.
Bir mevzuyu kendi kaynaklarından okumayı da yine Mehmet (Genç) ağabeyden öğrendik, bize dedi ki: “Eğer bir hakikati araştırıyorsanız o hakikatin bizatihi kendi kaynaklarına bakmanız lazım; tercümelere, aktarmalara, alıntılara değil.”