Anne parlayan gözleriyle,"Ah siz de mi hayaller kurarsınız?" diye haykırdı.
Bayan Lavendar, bu sözler üzerine karşısında kafa dengi bir olduğunu anlamıştı.
"Evet, kurarım," dedi cesurca. "Elbette benim yaşımdaki biri için aptalca bir şey. Fakat kimseyi incitmediğiniz sürece, istediğiniz zaman aptalca davranamıyorsanız özgür ve yaşlı bir hanım olmanın ne anlamı var? Zaman zaman böyle oyunlar oynamazsam yaşayabileceğimi sanmıyorum."
"Sana senden yakın, sana senden tanıdık kimse olamaz."
"Sen varsın..." dedim.
Yüzlerimiz karşı karşıya kalınca göğsüm yükseldi.
"Sen varsın, bana benden yakın bana benden tanıdık."
"Çünkü Lordum siz kalbime sahipsiniz. Ruhuma bedenime ve varlığıma sahipsiniz. Vârisin olmak ya da olmamak, İkiz Alevi olmak ya da olmamak bunu değiştirmeyecek.
Sen var olduğun sürece benim çok büyük bir parçam daima Ateş Krallığı'na bağlı olacak.
Sen doğduğun anda okyanusun ortasında bir ateş yanmaya başladı ve gökyüzü aşağı inse bile o ateş sönmeyecek."
Parmağım dudağının kenarını hafifçe okşadı.
"Siz Lordum, benim dalgalı denizdeki çapamsınız. Sen bana yol gösteren deniz fenerimsin Daren."
"Ve kalbim daima buna sadık kalacak."