"Bu yüzden evet, herkes barışana kadar durmayacağım. Ve umarım yanımda olursun." Tekrar ona dönüp başka seçenek bırakmayarak sarıldım.
"Başka çarem varmış gibi..."
"Var demek isterdim ama yok Lordum, sensiz olmaz ki. Nova'dan Daren'i alırsan geriye soluk mavi bir nokta kalır. Geceyarısı olmadan yıldızlar nasıl parlasın?"
"Benim Yıldızım parlasın." diyerek saçlarımı öptü.
"Hayatlarımız aldığımız ya da verdiğimiz şeylere göre darlıkla veya bollukla dolu olabilir. Ancak hayat burada zenginliklerle, fırsatlarla dolar. Her yerde öyle.
Yeter ki bizler hayatın zenginliğine ve bolluğuna kalbimizi tam olarak nasıl açacağımızı bilelim."
Gilbert, orman perisinin köpüğü' nün yanındaki eğrelti otlarının üzerine uzanarak Anne' e beğeniyle baktı.
Gilbert'tan aklındaki ideal kadını tarif etmesi istense her şeyiyle Anne'i tarif ederdi; hatta Anne'in çirkin varlıklarını hala kendine dert etmekte olduğu o yedi tane minik çili bile.
Ona göre Anne'in en büyük cazibesi, avonlea'deki kızların büyük çoğunluğunun dar görüşlü tavırlarına ayak uydurmamasıydı.
Fakat Gilbert bu düşüncelerini kelimeye dökmeye kalkışmamıştı çünkü Anne'in tüm duygusal girişimlerini, daha en başından merhametsiz ve soğuk bir şekilde engelleyeceğini ya da ona güleceğini gayet iyi biliyordu ki ikincisi on kat daha beterdi.
"O huş ağacının altında gerçek bir periye benziyorsun." diye sataştı Anne'e.
"Huş ağaçlarını seviyorum." dedi anne. Kendisine son derece doğal gelen bir şekilde yanağını ağacın ince, krem rengi gövdesine yaslamıştı.
Bugün hırgür yakamı bırakmıyor, diye düşündüm.
Belki de diyar beni daha büyük bir şeye hazırlıyor. Hep öyle olmadı mı?
Ne kadar yerin dibine girdiysem o kadar yukarı çıktım ve her defasında düşüş daha şiddetli hale geldi ama bu beni daha güçlü ayağa kaldırdı. Sadece bu defa bir metal yığınının altında kalma diye hatırlattım kendime.