Her anı ayrı bir gurur ve onur
Kardeşler hep yan yana durur
Işık bizi ve kalbimizi sonsuza kadar korur
Ölürken gülümsemesini terk etmeyen
Hiçbir zaman kaybetmemiş olur
Işığın Tacı. Evet, harika bir kitapla sizlerleyim. Son zamanlarda bu kadar güzel bir kitap okumamıştım. Epik Fantastik tarzında yazılan kitabın yazarının Türk olması da göğsümü ayrı bir gururla kabartmadı değil. Çok mutlu oldum, böyle bir kitabın yazılmış olmasına ayrı, yazarın Türk olmasına ayrı, bizden birisi olmasına ayrı mutlu oldum. Kim aksini iddia ederse etsin Türkiye’de epik fantastik roman neredeyse yok. Hatta yok. Varsa ve ben farkında değilsem bana ayrıca o kitabı bildirirseniz sevinirim. Zevkle okurum. Ama şu anda benim bildiğim yok ve bu kitap damağımda eşsiz bir lezzet, gözlerimde ayrı bir gurur bıraktı. Kitabın konusuna geçiyorum. Sizlere SPOİLER vermeden ne kadar anlatabilirsem o kadar anlatacağım.
Kitap öyle bir başlıyor ki… Soluksuz okumak istedim desem yeridir. Soluksuz okudum mu peki? Hayır. Çünkü kitabın bitmesini hiç ama hiç istemedim. Karakterlere doyamadım. Kitaba hiç doyamadım. Neyse, konumuza dönecek olursak kitap doğrudan savaşla başlıyor. Ama ne savaş… Savaşın içine bir anda düşüyorsunuz.
Dostlarınız sizi bir anda sırtınızdan bıçaklarsa ne olur? Yazar, o acıyı ve duyguları öyle güzel hissettirmiş ki bazı kısımlarda ağlarken bazı sayfalarda kahkaha attım. Konuya tekrar dönüyorum. Savaş, Merritum’da – evlerinin içinde- onları buluyor ve bir anlık şokun ardından onurla ayakta durarak savaşıyorlar. Evlerini korumak için… Kimden? Dostlarından, annelerinden, babalarından ya da çocuklarından… Kitaba dair ne anlatsam SPOİLER olacağını düşünerek mümkün mertebe duygularımı ve örgüyü anlatmak istiyorum.
Karşımızda harika bir evren var. Bu evrenle tanıştığım için çok ama çok mutluyum. Açık yüreklilikle söylüyorum. Bu evren öyle bir evren ki basamak basamak inşa edilmiş, ilmek ilmek sabırla örülmüş, renk renk yerleştirilmiş. Tanıştığımız her bir