Annemle olan bağımda öyle derin bir kırgınlık vardı ki onun tarafından tutulmak âdeta bir ayı kapanında sıkışmışlık hissi veriyordu. Onun geçememesi için bir kabuk oluşturur gibi bedenimin kendi kendine sıkılaşmasını istiyordum.
Bu yara hayatımın her alanını etkiledi özellikle de bir ilişki içinde kendimi açma becerimde.
Onlarla ilgili olan hikâyemize bakmaksızın, anne-babalarımız bizlerden silinemez ve çıkarılamaz. İçimizde olduklarından, onları hiç görmemiş, tanımamış olsak bile bizler onların birer parçasıyızdır. Ailemizi reddetmek sadece bizi kendimizden uzaklaştırır ve daha çok acı yaratır.
Sürekli dışarıya bakarsak, hedefe ulaştığımızı fark edemeyebiliriz. Kendi içimizde değerli bir şey meydana geliyor olabilir fakat eğer uyumlu değilsek ve odaklanmazsak kaçırabiliriz.
O zamanlar fark edemediğim şey, acı veren bir şeye direndiğimiz zaman sıklıkla kaçınmaya çabaladığımız acının süresini uzattığımızda bu şekilde yaparak sürekli acıyı zamanaşımına uğratırız.
Çamura saplanıyordum. Kendimi çıkarmaya çalıştığım her seferinde düşüncelerim, yapayalnız, çaresiz ve darmadağın olmakla ilgili görüntüler oluşturuyorlardı.