İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lâzımdı. Lâkin tembelliğe alışmış olan kafası bunu bulamıyor, bulmak için uğraşmaya üşeniyor, yanlış ve bayağı olduğunu sezdiği şeyleri de kabul ede mediği için selâmeti firarda buluyordu. Her şeyden, her derin düşünceden, her üzüntülü nefis muhasebesinden kaçmayı itiyat edinmişti.
-Etrafına daha aklı başında insanları toplayabilirdin! dedi.
Fakat o, kurnaz bir gülümsemeyle mukabele etti:
"Lüzumu yok. Aklı başında adamlarla hiçbir iş görülmez Bize, itirazsız inanacak ve düşünmeden harekete geçecek insan lar lazım. Bu gençleri romantik birtakım emellerle bağlamak, onlara kabadayıca sergüzeştlerin hasretini duyurmak ve bugünkü hudutları dar gösterip büyük arzularla beslemek ve böylece hepsini avucunun içine almak daha kolay ve daha muvafik...