Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara, tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni? Ancak benimle eğlenmek, bana çatmak için yaratılmış bir avuç gölgeden başka bir şey mi bunlar? Ne hissetsem, ne görsem, neye değer versem hepsi, baştan sona bir vehim değil mi, gerçekten hayli farklı bir kuruntu değil mi?
Öyle ya, istersek geçmişi hatırlamanın bir üstünlük değil,hastalık sayılacağını;gelecek üzerine de insanın içine sinerek,yani tam bir inançla düş kurmasına olanak bulunmadığını, düşü oluşturan sabır,sabırsızlık,karar ve merak gibi ikinci derecede unsurlarınsa zevk ve acı arasında durmadan gidip geldiğini ileri sürebiliriz, hem de pek inandırıcı bir biçimde.