İşte bir lisan istiyoruz ki onda o nağmeler , o renkler, o derinlikler olsun . Fırtınalarla gürlesin , dalgalarla yuvarlansın , rüzgarlarla sarsılsın ; sonra veremli bir kızın yatağı kenarına düşsün ağlasın, bir çocuğun beşiğine eğilsin, gülsün , bir gencin ümitle parlayan bakışına saklansın .
Bilseniz , şiirin nasıl bir lisana muhtaç olduğunu bilseniz ! Öyle bir lisan ki ... Neye benzeteyim, bilmem?... Konuşan bir ruh kadar güzel olsun , bütün kederlerimize , neşelerimize , düşüncelerimize , o kalbin bin türlü inceliklerine , fikrin bin çeşit derinliklerine , heyecanlara , öfkelere tercüman olsun;
Her gün kucak kucak önünüze yığdığı o güzellikleri, edebiyat binasının o yeni esaslarını görmemek için insan gözlerini kapamak , bugün kaleminden taşan zafer çığlığını işitmemek için insan kulaklarını tıkamak lazım gelir...