Bu dünyadan göçmemle, düşlediğim, umut ya da arzu ettiklerim şöyle dursun, istediğim, uğruna çalışıp çabalayarak, ulaşmayı denediğim hiçbir şeyi elde edemediğimi açıkça anladım. Hiçbir şeyi. Hazır bulduklarımı ve karşı çıktıklarımı, hatta nefret ettiklerimi tekrarlamış, nihayetinde atalarımın oluşturduğu uzun zincirin bir halkası olmuştum. Hayatım boyunca dayatılanlardan sapmayı başaramamış, mecburiyetleri yıkamamış, hiç olmazsa bunu doğru dürüst denemeyi bile becerememiştim.
Sayısız alıntı paylaştığım güzel noktalardan vurgu yapan dobra kızımızın kendini bulma yolculuğu...
Hikayemiz de Osmanla ilişkisi biten kızımızın vedalaşma sürecinde Osman'a yazdığı mektupları okuyoruz. Her mektup her sayfa içinde kendinizi ufakta olsa bulabileceğiniz cümlelerle dolu. Kızımız bana haylaz, lafını sözünü sakınmayan küçük çocuklarını anımsattı. Hayalini kurdum çok tatlı biri ve artık arkadaşım.
Sonuca bağlayacak olursakta kahve yanı bi' çırpıda okunabilir.
Kendimizi sabit, katı, değişmez bir şey sanıyoruz. Kim olduğumuzla ilgili fikirlerimiz ve kararlarımız var. Nelerden korktuğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize “Ben” adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz