Bu dünyadan göçmemle, düşlediğim, umut ya da arzu ettiklerim şöyle dursun, istediğim, uğruna çalışıp çabalayarak, ulaşmayı denediğim hiçbir şeyi elde edemediğimi açıkça anladım. Hiçbir şeyi. Hazır bulduklarımı ve karşı çıktıklarımı, hatta nefret ettiklerimi tekrarlamış, nihayetinde atalarımın oluşturduğu uzun zincirin bir halkası olmuştum. Hayatım boyunca dayatılanlardan sapmayı başaramamış, mecburiyetleri yıkamamış, hiç olmazsa bunu doğru dürüst denemeyi bile becerememiştim.
Kendimizi sabit, katı, değişmez bir şey sanıyoruz. Kim olduğumuzla ilgili fikirlerimiz ve kararlarımız var. Nelerden korktuğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize “Ben” adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz