Uzun zaman oldu inceleme yapmayalı, kızmayın ama bu biraz da kitaba bağlı her kitap yazdırma arzusu uyandırmıyor insanda; ama oblomov adeta kalemi elime tutuşturdu diyebilirim.
"Hadi Edaa yazma vakti" der gibiydi son sayfası
Bende kırmadım bu şaheseri başladım yazmaya. Oblomov dan başlayalım önce
Rus Edebiyatının hiçbir kahramanı, ne Raskolnikov, ne Mişkin, ne de prens Andrey, eski Rus insanını, hatta bütün Doğuluları Oblomov kadar açıklıkla, en özlü yanıyla temsil etmez. Doğu, belki de ilk defa olarak Gonçarov’un bu büyük eserinde kendi kendini tanımaya, Batı’dan farkını anlamaya başlamıştır.
Oblomov klasik kahramanlar gibi genel bir tip, Don Quichotte gibi,Tartuffe gibi insanlığın bir halini göstermekle birlikte, zamanına, çevresine sıkı sıkıya bağlı bir insandır.
Oblomov, yaşayışı, gelenekleri, inançları, aile kuruluşu, çalışma düzeniyle eski Rusya’dır. Oblomov’ un rüyasında gördüğü bu çiftliği anlatırken, Gonçarov, eski Rusya’ nın yeni bir görüşle, destanını yazmıştır.Ama 1850’de Oblomov o kadar sönmüş, o kadar cılızlaşmıştır ki ,Oblomov bile orada barınamamış, Rus şehirlerinde yeni başlayan, fakat Onlomovka? da yetişen bir adamın kavrayamayacağı, benimseyemeyeceği bir hayata doğru sürüklenmiştir.İşte, bu iki dünya arasında açıkta kalan bir insan, Rusya’ da o tarihte yaşayan sayısız insanların temsilcisidir.Oblomovka? da köylülerin hazırlayacağı ekmeği yemek için büyütülmüş Oblomov, ekmeğini kendi kazanan insanlar arasında ne yapacağını şaşırır;böyle bir hayat için ta küçükken hazırlanmamış olan iradesi yavaş yavaş söner, hayatla arası her gün biraz daha açılarak sonunda toplumdışı bir insan, kendini taşıyamayan bir yük olur.
Roman Rusya’da büyük bir etki uyandırdı. Zaten zaman da pek elverişliydi. Köleliğin kaldırılmasına üç yıl kalmış, bütün edebiyatta,