Kültürümüzde çuvalla para versen nimete basılmaz. Değerin parasal karşılığı yoktur ve yaşayan değerler toplumsal sağlığın bağışıklık sistemini oluşturur. Yaşayan değerler bir toplumun gizil gücüdür. Nasıl ki insanın bağışıklık sistemi güçlü ise hastalığa yakalansa dahi yatağa düşmeden atlatır; bir toplumda yaşayan evrensel değerler varsa, o toplum da belki sarsılır ama hasta olup yatağa düşmez.
Neden birlik olmak, biz olmak için her zaman bir “öteki”ye, bir dış tehdide ihtiyaç duyuyoruz? Bu tehdit oluştuğunda kolayca “biz” olabilirken; neden günlük yaşam akıp giderken her günümüzü birbirimiz için cehenneme çeviriyoruz?
Enteresandır, doğru değeri keşfettiği an insanın içi bunu biliyor. Çünkü şayet bu yolculuğu gerçekleştirmezse kendi içinde yaşayacağı cehennemi biliyor.
İnsan olarak diğer insanlarla ekip olmanın bilincinde olan kişi sokakta yürürken ya da asansörde karşılaştığı bir yabancıya dahi aynı önemi vererek kendi dilinde selamlaşır. İnsan olarak diğer insanlarla ekip olmanın bilincinde olmayan kişi sokakta ya da asansörde karşılaştığı insanlara gülümsemeyi ve selam vermeyi anlamsız bulur, dahası selam verenleri anlayamaz.