Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
"Bizim istediğimiz, karnımızı tıkabasa doyurmak mı yalnız? Hayır! Boğazımızı sıkanlara, gözlerimizi kapatanlara göstermeliyiz ki, biz her şeyi görüyoruz, ne aptalız ne de hayvan; yalnızca yemek değil yaşamak da istiyoruz, yaşama layık yaratıklar olarak yaşamak! Düşmanlarımıza şunu göstermeliyiz ki, bize dayattıkları forsa yaşantı, akıl yoluyla onlarla boy ölçüşmemize hatta onlardan daha üstün olmamıza engel olamaz!"
Sayfa 26·Kitabı okudu
Reklam
"İnsanlar kötüdürler, evet. Ama ben dünyada doğru bir şey olduğunu öğrendim öğreneli, onları daha iyi görüyorum! Nasıl olduğunu ben de anlamıyorum! Çocukken herkesten korkardım... Büyüyünce, kimilerinden alçaklıkları için nefret ettim, kimilerinden de... Şimdi ise hepsi değişti gözümde. Galiba acıyorum onlara... Bilmiyorum nasıl oldu ama hepsinin de rezilliklerinden sorumlu olmadıklarını anlayınca yüreğim yumuşadı..." "İşte insan böyle erişir gerçeğe!"
Sayfa 18·Kitabı okudu
İçsel özgürlüğü kazanmanın temel adımı "kendini seçmektir". Kierkegaard'ın buluşu olan bu tuhaf ifade kişinin kendi benliği ve varlığına karşı sorumluluklarını tasdik eder. Bu, kör devinim yahut sıradan varoluşun tam tersi bir tavırdır; canlılık ve kararlılık tavrıdır; kişinin evrendeki belirli bir noktada var olduğunun farkına vardığı ve bu varoluşun getirisi olan sorumluluğu kabul ettiği anlamına gelir. Nietzsche'nin "yaşama istenci" derken kastettiği budur; yalnızca kendini koruma içgüdüsü değil, aynı zamanda kişinin kendisi olduğu gerçeğinin yanı sıra temel seçimlerini kendisinin yapmasına dair gerekliliği ve kendi kaderini gerçekleştirme sorumluluğunu üstlendiği gerçeğini kabullenme iradesi ki bu da kişinin kendi temel seçimlerini kendisini yapması gerektiğini kabullenmek anlamına gelir.
Sayfa 160·Kitabı okudu
Nefret ve kırgınlık kişinin gerçek özgürlüğünü yeniden elde etmesi için motivasyon olmalıdır: bunu yapamadığı müddetçe bu yıkıcı duyguları yapıcı hale getirmesi de mümkün olmayacaktır. Ve ilk adım kimden yahut neden nefret ettiğini bilmektir. Örneğin dikta rejimiyle yönetilen bir toplumda yaşayan insanların özgürlüklerini elde etme yolunda atacakları ilk adım nefretlerini diktatörlük gücünün kendisine yöneltmek olacaktır. Nefret ve kırgınlık kişinin içsel özgürlüğünü geçici bir süreliğine korur fakat kişi er ya da geç bu nefret duygusunu kullanarak gerçek özgürlük ve onurunu asıl hayatta da geri kazanmalıdır, aksi takdirde nefreti kendi kendini yok eder.
Sayfa 147·Kitabı okudu
Baskın bir anne, baba ya da bir başka otorite figürüne aşırı bağımlı olan kimsenin nefretini gizlemek için onu "seviyormuş" gibi yapması sık rastlanan bir durumdur. Ringde birbiriyle kenetlenen boksörler gibi düşmanına sarılır. İnsan gerçek hayatta nefret ve kırgınlıktan bu şekilde kurtulmaz; genellikle bu duygularını başka insanlara yöneltir ya da kendi içine dönerek kendinden nefret etmeye başlar. Dolayısıyla nefretimizle açık açık yüzleşmemiz önemlidir. Ve kırgınlığımızla yüzleşmemiz çok daha önemlidir, zira günümüzün kibar ve modern hayatında nefret genelde bu şekle bürünür. Toplumumuzdaki çoğu insan kendi içlerine baktıklarında belli bir nefretin farkına varamasalar da bol miktarda kırgınlığa rastlayabilirler. Belki de bireysel rekabetin dördüncü yüzyılında kırgınlığın bu denli sık rastlanan, kronik ve yıkıcı bir duygu olmasının nedeni genellikle bastırılmasıdır. Bunun da ötesinde, nefret ve kırgınlıklarımızla açık bir şekilde yüzleşmediğimizde er ya da geç kendi kendine acıma duygusuna dönüşürler ki bu durumun kimseye faydası yoktur. Kendi kendine acıma nefret ve kırgınlığın "korunmuş" halidir. Kişi böylelikle nefretini "besleyip" kendi kendine acıyarak, ne kadar zorlu bir hayat sürdüğünü yahut ne denli acı çektiğini düşünerek -ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayarak- psikolojik dengesini sağlayabilir.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Reklam