Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
Özgürlüğünün önemli bir bölümünden genellikle seçme şansı olmadığı çocukluk döneminde vazgeçmek zorunda kalan kişi çoğu zaman dışarıdan bakıldığında durumu kabullenip teslimiyete "boyun eğmiş" görünür. Ancak oluşan boşluğu başka bir şeyin (yani onu özgürlüğünden vazgeçmeye zorlayan kişilere karşı duyduğu öfke ve kırgınlık) doldurduğunu görmek için fazla derine inmemize gerek yoktur. Ve bu için için yanan nefret genellikle elinden alınan var olma hakkının orantısıyla ilgilidir. Elbette ki nefret bastırılmıştır; zira köle olan kişi ustalarına karşı beslediği nefret dolu düşünceleri paylaşamaz ama yine de oradadır ve çocuklar söz konusu olduğunda farklı belirtilerle dışa vurulabilir: çocuğun okulda başarısız olması, aşırı fiziksel hastalık ya da erken yaşların da ötesinde uzun dönem süren yatak ıslatma alışkanlıkları vb. Gerçekten de içsel dengeyi sağlamak üzere -dışarıya dönük özgürlüğü elinden alındığında içsel olarak ortaya çıkan- bir şeye sarılmadan insanlar için özgürlüklerinden vazgeçmek mümkün değildir ve bu da kendisini zapt eden kişiye karşı beslenen nefret şeklinde ortaya çıkar.
Sayfa 142·Kitabı okudu
Reklam
"Hayat aynı anda hem kendini yinelemekle hem de aşmaya çalışmakla meşguldür." diye ifade eder Simone de Beauvoir etik üzerine kaleme aldığı kitabında; "tek yaptığı kendini idame ettirmekse eğer, yaşamak ölmenin bir çeşididir ve insanın varlığı tuhaf bir bitki örtüsünden farksızlaşır..."
Sayfa 135·Kitabı okudu
Kişinin hayatının en erken dönemlerinde dayanmak zorunda olduğu otorite zincirleri dış kaynaklıdır: büyümekte olan çocuk ister kendisini sömüren ebeveynlere sahip olsun ya da ister antisemitik önyargıları olan bir ülkede doğan bir Yahudi olsun dış koşulların kurbanıdır. Çocuk içine doğduğu dünyaya öyle ya da böyle adapte olmak zorundadır. Fakat herkesin gelişiminde zaman içinde otorite sorunu içselleştirilir: büyüyen insan bu kuralları benimser ve hayatı boyunca sanki hâlâ kendisini en başta zincirleyecek güçlere karşı mücadele ediyormuş gibi yaşar. Ama artık durum içsel bir çatışma halini almıştır. Neyse ki bu noktada alınacak olumlu bir ders vardır: kişi baskılayıcı güçleri benimseyip onları kendi içinde yaşatmaya devam ettiğinden dolayı onların üstesinden gelecek güce de sahiptir.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Ensest ilişki en basit tabirle içe, yani aileye dönmenin ve "dışadönük" şekilde sevememenin cinsel ve fiziksel simgesidir. Ergenlik dönemi geçildiği halde devam eden ensest eğilimli arzular aşırı ebeveyn bağımlılığının cinsel bir belirtisidir ve daha ziyade henüz "büyümemiş" ve ebeveynleriyle aralarındaki psikolojik göbek bağını kesememiş kimselerde görülür. Demek ki cinsel tatmin çocuğun annesi tarafından beslenirken aldığı oral tatminden pek farklı değil. Orestes'in de belirttiği gibi bütün bunların yanı sıra ensest ilişkilerde bir başkası tarafından beğenilme ve yine "bir başkası tarafından övülme" ihtiyacı baskındır.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Doğumuyla birlikte göbek bağı kesilen bebek fiziksel bir birey halini alır, ancak zaman içinde psikolojik göbek bağı kesilmediği takdirde ebeveynlerinin bahçesinden çıkamayan bir bebek olarak kalır. İpinin izin verdiğinden daha uzağa gidemez. Gelişimi engellenmiştir ve teslim edilen büyüme özgürlüğü içten içe dargınlık ve öfkeye dönüşür. Bunlar, iplerinin izin verdiği mesafelerde son derece rahat bir şekilde yaşarken evlilikle yüzleştiklerinde ya da işe gittiklerinde veya önünde sonunda ölümle yüzleştiklerinde altüst olan insanlardır. Yaşadıkları her krizde mecazen ya da kelimenin gerçek anlamıyla "annelerine dönme" eğilimindedirler. Genç bir kocanın ifade ettiği gibi: "Karımı yeterince sevemiyorum çünkü annemi çok seviyorum." Yaptığı tek hata annesiyle olan ilişkisini tanımlamak için "sevgi" kelimesini kullanmaktı. Gerçek sevgi engindir ve asla başkalarını sevmeye engel olmaz: Asıl kısıtlayıcı olan ve insanı karısını sevmekten alıkoyan şey anneye bağlı olmaktır. Günümüzde bağlı kalma eğilimi çok güçlüdür, zira toplum bireye az da olsa istikrarlı bir şekilde destek olma anlamında "annelik" yapamayacak denli bozulduğunda kişi çocukluğunun fiziksel annesine daha sıkı tutunma eğilimi gösterir.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Reklam