Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
İnsan, hayatı boyunca kendini bütünden farklılaştırarak yeni bir bütünlüğe ulaşma süreci ile meşguldür. Hatta evrimin tamamı parçanın bütünden, bireyin topluluktan farklılaşması ve sonrasında bu parçaların daha üst bir seviyede birbirleriyle yeni ilişkiler kurmaları olarak özetlenebilir.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Reklam
Çoğu insan endişelerini örtebilmek için sürekli olarak meşguldür; onların eylemciliği kendilerinden kaçmanın bir yoludur. Hareket etmedikleri takdirde bir şeyler ters gidecekmiş ya da meşguliyet kişinin ne kadar önemli olduğunun bir kanıtıymış gibi sürekli acele ederek yalancı ve geçici bir canlılık hissederler.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Bir tüberküloz hastasının arkadaşına yazdığı mektup, hastalığın bir yeniden eğitim olarak görülmesine örnek teşkil etmektedir: "Hasta olmamın nedeni aşırı çalışmam ya da birtakım T.K virüsleriyle ters düşmem değil, aslında olmadığım bir insan olmaya çalışmamdı. O 'müthiş dışadönükler'den biri olmaya çalışıyor, oradan oraya koşuşturuyor, aynı anda üç iş birden yapıyor ve benliğimin kafa yorup hayaller kuran, tam gaz çalışıp koşuşturmak yerine okuyup düşüncelere dalarak 'ruhumu yanına çağıran' tarafını kullanmayıp köreltmemdi. Hastalık benliğimin kaybolan işlevlerini yeniden keşfetmek için bir fırsat ve talep olarak ortaya çıktı. Sanki bu hastalıkla birlikte doğa bana, 'Yeniden eksiksiz benliğine kavuşmalısın. Bunu yapmadığın sürece hasta olacak ve bunu yapıp kendin olduğun sürece de iyileşeceksin', diyordu." Hastalıklarını kendilerini yeniden eğitmek için bir fırsat olarak gören bazı kişilerin ciddi bir hastalıktan sonra hastalıktan önceki hallerine kıyasla hem psikolojik hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olduklarının, insan olaraksa bütünlüğe kavuştuklarının klinik bir gerçek olduğunu ekleyebiliriz.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Bilimin sağlayabileceği tüm faydalardan yararlanmak elbette ki sağduyulu bir davranıştır, ancak bu durum bedenimiz üzerindeki hâkimiyetimizi kendi rızamızla teslim etmemizi gerektirmez. Kişi özerkliğinden vazgeçtiğinde kendini çok çeşitli psikosomatik rahatsızlıklara açık bir hale getirir. Biçimsiz yürüme ya da duruş yahut soluk alma bozukluğu gibi basit bulgularla başlayan bedensel işlev rahatsızlıklarının çoğu insanların hayatları boyunca, basit bir örnek vermek gerekirse, birer makine gibi yürümüş olmalarından ve ayaklarında, bacaklarında ya da bedenlerinin geri kalanında olan bitenleri hissetme deneyimini yaşamamalarından kaynaklanmaktadır. Örneğin bacaklardaki işlev bozukluğunu düzeltmek için çoğu durumda söz konusu kişinin yürürken neler olduğunu hissetmeyi yeniden öğrenmesi gerekir. Psikosomatik rahatsızlıklar yahut tüberküloz gibi kronik hastalıkların üstesinden gelirken de ne zaman çalışıp ne zaman dinlenileceğine karar vermek için "bedeni dinlemek" büyük önem taşır. Bedeninin söylemeye çalıştıklarını dinlemek için kulak kabartan hassas kişinin sağlıklı bir hayat sürmek için edinebileceği ipucu ve önsezilerin çokluğu şaşırtıcıdır. Bedenimizin tepkilerine göre davranmanın yanı sıra dünyayla ve etrafımızdaki insanlarla aramızdaki duygusal ilişkileri dikkate almamız da bizi sık sık yarı yolda bırakmayacak sağlıklı bir hayat sürebilmemiz anlamına gelir.
Sayfa 103·Kitabı okudu
Benlik bilincinin kazanılması sürecinde çoğu insan en başa dönerek kendi hislerini yeniden keşfetmelidir. Hissettiklerine dair yalnızca genel bir bilgiye sahip olan kişi sayısı şaşırtıcı bir düzeyde, "Çin,doğuda bir yerde" demek kadar belirsiz bir ifade kullanarak size "iyi" ya da "berbat" hissettiklerini söyleyiveriyorlar. Hisleriyle aralarında ülkelerarası telefon görüşmesi yapmak kadar mesafeli bir ilişki var. Dosdoğru hissetmek yerine hislerine dair belli belirsiz fikirler veriyorlar; hislerinden etkilenmiyorlar ve duyguları onları harekete geçirmiyor. Tıpkı Eliot'ın "İçi Boş İnsanlar"ı gibi kendilerini Görünüş biçimsiz, gölge renksiz Kötürüm güç, jest kımıltısız olarak algılıyorlar. Psikoterapide hislerini deneyimlemede güçlük çeken bu gibi insanların genellikle "Şu an kendimi nasıl hissediyorum?" sorusunu her gün kendilerine yönelterek hissetmeyi öğrenmeleri gerekir. Asıl önemli olan kişinin ne denli yoğun duygular içinde olduğu değildir ve burada kastettiğimiz şey kesinlikle galeyana kapılmamız gerektiği değil; yani aşırı hassasiyet yerine duyarlılık, yapmacıklık yerine duygulanım. Aksine, önemli olan, aktif bir şekilde hissedenin "ben" olduğunu deneyimlemektir. Bu da beraberinde bir dürüstlük ve hissetmede dolaysızlığı getirir; kişi bunun etkisini benliğinin tüm katmanlarında deneyimler. Kendini daha canlı bir şekilde hisseder. O zaman hisler boru sesine sıkışıp kalan notalardan farklılaşır, tıpkı bir senfonideki müzik geçişlerinde olduğu gibi olgun insan hislerini güçlü ve tutkulu duygular yahut narin ve hassas olanlar şeklinde farklı nüanslara göre ayırabilir.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Reklam