Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
Kendini sürekli "gözlemlemek", kendini bir nesne gibi algılamak kendine yabancılaşmaktır.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Reklam
İçi boş insanların yaşadığı çağımızda kendi kendini suçlamaya verilen önem hasta bir atı kamçılamaktan farksızdır: geçici bir hareketlenme sağlasa da önünde sonunda kişinin saygınlığının nihai çöküşünü hızlandırır. Özsaygının yerini kendi kendini suçlamanın alması bireye kendi yalnızlık, değersizlik sorunlarıyla açık, dürüst bir şekilde yüzleşmekten kaçınmak için bir yöntem sunar ve içinde bulunduğu durumla gerçekçi bir şekilde yüzleşip elinden geleni yaparak yapıcı bir uğraş vermek isteyen kişinin dürüst tevazuu yerine yalancı bir mütevazılık hali yaratır. Ayrıca kendi kendini suçlama tercihi kişinin kendinden nefret etmesini makulleştirerek zaten var olan bu eğilimi güçlendirir. Ve kişinin başkalarına karşı takınacağı tavırlar genellikle kendine karşı takındığı tavırlarla paralellik gösterdiğinden, başkalarından nefret etmeye karşı içinde barındırdığı gizil eğilim de makulleşerek güçlenmiş olur. Kendini değersiz hissetmekle kendinden ve başkalarından nefret etmeye uzanan yol fazla uzun değildir.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Kendilerine dair değer hislerini neredeyse tamamen yitirmek üzere olan kimseler genellikle kendi kendilerini suçlama eğilimindedirler, zira değersizlik ve aşağılanma duygularının yarattığı keskin acıyı bastırmanın en kolay yolu budur. Sanki kişi kendi kendine şöyle der: "Suçlanmaya bu denli değdiğime göre önemli olmalıyım" ya da "Bakın ne kadar yüceyim: son derece yüksek olan ideallerime ulaşamadığımda kendimden utanıyorum. "Bir psikanalistin açıkça ifade ettiği üzere, psikanaliz esnasında kişi önemsiz günahlar için kendini durmaksızın payladığında, "Kim olduğunu sanıyorsun?" diye sormak istiyormuş. Kendi kendini suçlayan kişi çoğu zaman Tanrı'nın onu cezalandırmakla uğraşması gerektirecek kadar önemli biri olduğunu göstermeye çalışmaktadır.Dolayısıyla kişinin kendi kendine yönelttiği suçlamaların çoğu küstahlıklarının üstünü örtmeye yarar. Kendi kendilerini suçlayarak kibirlerini alt ettiklerini belirten kimseler Spinoza'nın şu sözleri üzerinde düşünmelidir: "Gururlu bir insan olmaya en çok yaklaşanlar kendilerinden tiksinenlerdir."
Sayfa 95·Kitabı okudu
Kafka, potansiyellerini kullanmadıkları için birey olma hissiyatlarını yitiren insanları betimlemek gibi ürkütücü bir konuda gerçek bir ustaydı. Dava ve Şato'daki baş karakterin adı yoktur. Yalnızca bir harfle temsil edilir ki bu da kişinin kendine özgü bir kimliği olmayışının sessiz bir sembolüdür. Dönüşüm adlı çarpıcı ve ürkütücü kısa hikâyesinde Kafka insanın kendi güçlerinden vazgeçtiğinde neler olabileceğini anlatır. Bu hikâyenin kahramanı bir satıcı olarak rutin ve boş bir hayat süren, her gün orta sınıf evine aynı saatte dönüp her pazar babası masada uyuklarken aynı biftek yemeğini yiyen tipik, bomboş bir genç adamdır. Bu genç adamın hayatı öyle boştur ki der Kafka, bir sabah uyandığında artık insan değil de bir hamam böceğidir. İnsan olma halinin gereklerini yerine getirmediğinden insanlara özgü gizilgüçlerden de yoksun kalır. Hamamböcekleri de tıpkı bitler, fareler ve parazitler gibi başkalarının artıklarıyla yaşar. Hamamböcekleri de bir tür parazittir ve insanların zihinlerinde pislik ve tiksinmenin sembolüdür. İnsan birey olarak kendi doğasından vazgeçtiğinde olacakları göstermek için daha etkili bir sembol olabilir mi?
Sayfa 92·Kitabı okudu
Tıpkı hiç yürümediğinizde bacaklarınızın hamlaşması gibi, organizmalar da potansiyellerini tam olarak kullanamadıklarında hastalanırlar. Tabii bizim durumumuzda kaybedeceğimiz tek şey bacaklarımızdaki güç olmaz. Kan dolaşımımız, kalp atışımız, kısacası organizma olarak güçsüz düşeriz. Birey olarak potansiyellerimizi gerçekleyemediğimizde de aynı şekilde kısıtlanır ve hastalanırız. Nevrozun özünde bu yatar; potansiyeller çevredeki (geçmiş yahut gelecekte) düşmanca koşullar ve içsel çatışmalar tarafından engellenip kullanılmadığında kişinin içine dönerek onu hasta eder. "Enerji Sonsuz Hazdır" demiştir William Blake; "Arzulayıp da eylemeyen hastalık üretir".
Sayfa 91·Kitabı okudu
Reklam