Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
İçinde bulunduğumuz dönem gibi değişimlere gebe zamanların karakteristik özelliği herkesin yanlış soruları yöneltmesidir. Eski amaçlar, kıstaslar, ilkeler hâlâ zihinlerimiz ve "alışkanlıklarımız"ın bir parçasıdır ama artık uygun düşmüyorlardır ve böylelikle çoğu insan onları asla doğru yanıta ulaştırmayacak sorular sorarak hüsrana uğruyordur ya da birbiriyle çelişen yanıtların arasında kayboluyorlardır. "Akıl" sınıfta, "duygular" sevgiliyle vakit geçirirken, "irade gücü" sınava hazırlanırken, dinsel görevlerse cenaze ve Paskalya günlerinde devreye girer. Değer ve amaçların bu şekilde kompartımanlara ayrılması kişiliğin bütünlüğünü son derece hızlı bir şekilde baltalar ve hem içsel hem de dışsal anlamda "paramparça" olan kişi ne yöne gideceğini bilemez.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nasıl ki endişe özfarkındalığımızı yok ediyorsa, kendimize dair farkındalığımız da endişeyi yok edebilir. Bir başka deyişle, kendimize dair algımız güçlendikçe endişeye karşı durup onu alt etme olasılığımız da o denli artar. Endişe de tıpkı yüksek ateş gibi içsel bir mücadelenin sürdüğünün işaretidir. Nasıl ki ateşlenmek bedenin fiziksel güçlerini toplayarak enfeksiyona, örneğin ciğerlerdeki tüberküloza karşı bir mücadeleye giriştiğinin göstergesiyse, endişe de psikolojik ya da tinsel bir mücadelenin kanıtıdır.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Bireyler uzun bir süre boyunca aralıksız endişeye maruz kaldıklarında bedenleri psikosomatik hastalıkların hedef tahtası halini alır. Gruplar, atılacak ortak ve yapıcı adımlar konusunda kararsız bir şekilde aralıksız endişeye maruz kaldığında, grup üyeleri önünde sonunda birbirlerine düşeceklerdir.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Sosyal kabul görmek, bir başka deyişle "beğenilmek", yalnızlık hissini uzak tuttuğu için son derece güçlüdür. Kişi tanıdık bir sıcaklıkla çevrilidir; gruba uyum sağlamıştır. Psikanalizdeki sembollerin en uç noktası ana rahmine dönüşte olduğu gibi emilmiştir sanki. Yalnızlığını geçici bir süreliğine de olsa unutmuştur; fakat bunun bedeli başlı başına bir benlik olarak varlığından vazgeçmektir. Ve onu uzun vadede yalnızlıktan yapıcı bir şekilde kurtarabilecek tek şeyi, yani kendi içsel kaynaklarını, gücünü ve yönelim duygusunu geliştirerek başkalarıyla ilişkilerini bu temelin üzerine oturtmayı reddeder. Ne kadar "birbirlerine yaslansalar" da bu "doldurulmuş insanlar" önünde sonunda daha da yalnızlaşmaya mahkûmdurlar; ne de olsa içi boş insanlar sevmeyi öğrenmelerini sağlayacak bir temelden mahrumdurlar.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Her insan kendi gerçekliğine dair hislerin çoğunu başkalarının kendisi hakkında söyledikleri yahut düşündüklerinden edinir. Fakat çoğu modern insanın gerçeklik duygusu konusunda başkalarına olan bağımlılıkları öyle bir noktaya varmıştır ki onlar olmadan var olma hissini yitireceklerini düşünürler. Kumda akan su gibi "dağılacaklarını" hissederler. İnsanların çoğu hayatlarını sürdürebilmek için başkalarına dokunmak zorunda olan körlerden farksızdır.
Sayfa 34·Kitabı okudu