İçinde bulunduğumuz dönem gibi değişimlere gebe zamanların karakteristik özelliği herkesin yanlış soruları yöneltmesidir. Eski amaçlar, kıstaslar, ilkeler hâlâ zihinlerimiz ve "alışkanlıklarımız"ın bir parçasıdır ama artık uygun düşmüyorlardır ve böylelikle çoğu insan onları asla doğru yanıta ulaştırmayacak sorular sorarak hüsrana uğruyordur ya da birbiriyle çelişen yanıtların arasında kayboluyorlardır. "Akıl" sınıfta, "duygular" sevgiliyle vakit geçirirken, "irade gücü" sınava hazırlanırken, dinsel görevlerse cenaze ve Paskalya günlerinde devreye girer. Değer ve amaçların bu şekilde kompartımanlara ayrılması kişiliğin bütünlüğünü son derece hızlı bir şekilde baltalar ve hem içsel hem de dışsal anlamda "paramparça" olan kişi ne yöne gideceğini bilemez.