“Çocuk veya ergen ile ebeveyn arasında rollerin değişimi, çok geçici değilse şayet, neredeyse her daim, yalnız ebeveynde patolojiye işaret etmekle kalmayıp, çocuktaki patolojinin de sebebi olmaktadır.”
İnsanların nasıl büyüdüğü kendi bedenleri ve zihinleriyle ilişkilerini şekillendirir. Çocukluğun duygusal ortamı doğuştan gelen mizaçla etkileşim içerisine girerek karakter özelliklerini oluşturur. Karakter dediğimiz şeyin büyük bir kısmı sabit bir özellikler bütünü değil, kişinin çocukluğunda edindiği başa çıkma mekanizmalarıdır sadece. Kişinin çevresiyle hiçbir ilgisi olmaksızın kök salmış, doğasında var olan bir karakteristiği ile varlığını sürdürmek için geliştirdiği davranış biçimleri olan çevreye verdiği yanıt arasında önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Kuvvetli inançlar her zaman güçlü bir benlik duygusuna işaret etmez: Çoğu zaman tam tersi geçerlidir. Yoğun inançlar; kişinin, derinlerinde yaşanan boşluğu doldurmaya yönelik, benlik duygusu oluşturmak için bilinçsiz çabasından başka bir şey olmayabilir.
Kendimizi bir sağlık riski yaratacak gizli streslerden korumak istiyorsak duygusal yeterlik geliştirmemiz gerekmektedir; yine, iyileşmek için de yeniden kazanmamız gereken şey duygusal yeterliktir. En iyi engelleyici ilaç olarak, çocuklarımızda duygusal yeterliği beslememiz gerekir.