Ama genellikle her zaman erkeklerle ilişkileri çerçevesinde gösteriliyorlar. Jane Austen'a ge- lene kadar kurgu yapıtlardaki bütün kadınların sadece karşı cins tarafından görüldüklerini değil, sadece karşı cinsle ilişkileri çerçevesinde görüldüklerini düşünmek çok tuhaftı. Ve bir kadının yaşamının ne kadar küçük bir parçasıdır bu; cinsiyetin gözüne oturttuğu kara ya da pembe gözlükle bakan bir erkek, bunun bile ne kadarını bilebilir. Belki de kadının kurgudaki garip yapısı bundan kaynaklanır, güzelliğinin ve korkularının bu kadar uçlarda verilmesi; cennete gidecek kadar iyi ve cehenneme gidecek kadar ahlaksız olması çünkü aşkı çoğalıp eksilen mutlu ya da mutsuz olan bir âşık, onu böyle görürdü
Ancak belli ki kadınların değerleri karşı cins tarafından konulan değerlerden genel olarak farklı; doğal olarak. Ne var ki erkeklerin değerleri geçerli görülür. Kabaca söylersek, futbol ve spor "önemlidir"; modaya düşkün olmak, giysiler satın almak ise "önemsiz"
Kadınlar, geleneklerin kendi cinsleri için gerekli gördüğünden fazlasını yapmak ya da fazlasını öğrenmek istiyorlarsa onları suçlamak ya da alay etmek düşüncesizliktir.
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa... Adnan Yücel