On altıncı yüzyılda böyle bir ruh hali içinde bir kadın bulmak olanaksız görünüyordu. Elizabeth dönemindeki, çocukların ellerini kavuşturup yanında diz çöktükleri bütün o mezar taşlarını düşünmek yeter ve kadınların erken ölümlerini; karanlık, tıka basa dolu evlerini görmek, o dönemde hiçbir kadının şiir yazma- mış olduğunu kanıtlamaya yeter.
Bir kere, ailesi gerçekten varlıklı ya da soylu değilse bırakın sakin ya da ses geçirmeyen bir odayı, kadının kendine ait bir odası olmasının sözü bile edilemezdi.