Artık ezgiyi duyamıyordu; şimdi incecikten, usulca, sabahki uğursuzluk ezgisi, düşmanlığın sesi duyuluyordu, ama çok uzaklarda, çok hafif. Kino, bu ezgiyi yanında getirenin kim olduğunu anlamak amacıyla komşularını süzdü.
Sevgili Eda, yine kendi sınırlarını zorlayarak bunca yoğunlukta ikinci kitap çevirini de tamamlayıp teslim ettin. Bir aydır akşama kadar mesai yapıp akşam evde uyuyana kadar çeviri yaptın. İzin günlerinde dahi dışarı çıkmak yerine evde oturup çeviri yaptın. Günde en fazla ne kadar çalışabileceğini görmüş oldun. Şimdi beynini bir süre rafa kaldırıp dinlenebilirsin. Bir sonra ki çeviri dosyasını kabul ederken umarım "Benim buna vaktim var mı?" diye düşünürsün.
Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.
Ama inci bulmak, bir rastlantı sonucuydu, inci bulmak uğur getirirdi kişiye, Tanrı'nın, tanrıların ya da hepsinin o kişinin sırtını sıvazlaması anlamına gelir.