Kitaplarla gün boyu bir arada olmayı özlediğim kadar yazmayı da özledim. Tarihe bir not ve bana da hatırlatma olsun; her şeyi tamamladığımda bulduğum ilk boşlukta yeniden yazmaya başlayacağım.
Anlıyorum ki bu yöre insanlarının kentliler karşısında bir üstünlükleri var; bu da bir zindan örümceğin bir ev örümceği karşısındaki durumuna pek benziyor. Zindanda oturanlarla evdekilerin örümcek karşısındaki tavırlarını düşünelim. Ama bu ilgi çokluğu, yalnızca izleyenin durumundan doğmaz. Böyle yerlerde yaşayanlar daha candan, daha kendi kendileri için yaşıyorlar; dıştan daha az değişiyorlar, görünüşe aldırmıyorlar. Bir yaşam boyu süren sevgi buralarda belki de olur, oysa ben, bir yıl süren sevgi yoktur, der dururdum. Birincisi aç bir insanın önüne tek bir tabak yemek koymaya benzer.