Kitap iki farklı zaman diliminin Fransa’sında iki güçlü kadın karakterin etrafında şekilleniyor:
-Salone,başarılı bir avukat ancak yaşadığı talihsiz bir olay üzerine mesleğini bırakarak Kadınlar Sarayında gönüllü olarak arzuhalciliğe başlıyor ve orada bulunan kadınların hikayesini okuyoruz.
-Blanche Peyron ise 1925 yılının Paris’inde hayatını orduya adamış ve sokakta kalan zor durumdaki kadınlar için Kadınlar Sarayı’nın açılmasına ön ayak olmuş öncü bir kadın savaşçı.
Bu olayın gerçekliğini sorgulama gereği duyup internetten baktığımda Blanche Peyron’un gerçek bir karakter olduğunu ve Kadınlar Sarayı’nı çabalarıyla kurduğunu öğrendim .
İlham verici hikayelerden biriydi ancak ben yazarın diğer iki kitabını daha çok sevmiştim. Okuması çok kolay,tavsiye ederim.