"Çünkü gerçeklik seni bir yere kadar üzebilir ama hayalperestlik her daim canını yakar."
Aydınlık bitti ve ben şoktayım! Karanlıktan sonra aydınlığa çıkacağımızı sanırken, yazarımız bizi çok daha derin bir psikolojik labirente soktu.
Komşunun gerçek olduğunu öğrendiğimiz an rahatlamıştık ama asıl hayaletin, intikam hırsıyla yanıp tutuşan üvey abi çıkması... Her şeyin bir intikam planı olması kalbimi bıraktığım an oldu.
Kızın aklıyla oynamaları ve hikayenin psikiyatri servisinde bitmesi tam bir "akıl tutulması" yaşattı. Aydınlık dedikleri aslında zihnin en karanlık köşeleriymiş.
"Devam edecek" yazısını gördüğümde 3. kitap için şimdiden sabırsızlanmaya başladım. Bu düğüm nasıl çözülecek?
"Bazen mucizelere inanmalı ve asla gerçekleşmez sandığımız şeyleri..." beklemeliyiz. Ama bu hikayede mucizeler bile birer oyunun parçası.
İsmine bakıp klasik bir psikoloji kitabı sananlar yanılır! Bu, zihnin en karanlık köşelerine ve kanlı bir geçmişe uzanan, soluk soluğa bir gerilim.
7 yaşındayken kaçırılan ve bu travmanın etkisiyle zihni o günleri tamamen silen bir kadın... Hayatını bir "maske" (persona) ardında, hiçbir şey hatırlamadan kurmuş. Ta ki sanat galerisindeki o vahşi cinayete kadar. Katil bir "Hayalet" gibi hareket ediyor, cesetler birikiyor ve geçmişin tozlu rafları zorla açılıyor.
Yan daireye taşınan o adam...
Sadece bir komşu mu, yoksa geçmişten gelen bir koruyucu mu? İlk kitap bizi öyle bir noktada bırakıyor ki; babasının intiharı, annesinin başına gelenler ve silinen anılar arasında boğulurken asıl soruyu soruyoruz: Gerçekten kim güvende?
İlk kitap bittiğinde eliniz doğrudan ikinci kitaba gidecek çünkü düğüm henüz çözülmedi, maskeler henüz tam düşmedi!
"Bin tane kalbim olsa birini bile ona vermem."
11 yıl süren sessiz bir sevda, tek bir yanlış anlaşılmayla paramparça olan hayaller ve araya giren koca 9 yıl... Bir yanda vatanı için canını ortaya koyan bir asker, diğer yanda o kırgınlığıyla doktor olup geri dönen bir albay kızı.
Sanki seneler önce hiç okumamışım gibi hissettirdi.. 9 yıl sonraki karşılaşma sahnelerindeki o gerilim ve yılların birikmişliği çok güzel işlenmiş.
Geçmişin gölgesinde kalmış bir aşkın, gerçekler ortaya çıktıkça nasıl yeniden filizlendiğini izlemek kalbimi bıraktığım anlardan biriydi.
Doktor olarak dönen bir kadının o güçlü duruşu ve askerin pişmanlığı/aşkı arasındaki denge hikayeyi elden bırakılmaz kılmış.
"Unuttun mu beni?" sorusu aslında 9 yılın en acı özeti gibiydi. Yanlış anlaşılmaların gölgesinde kalan bu aşkın, "zora sarılarak" nasıl iyileştiğini mutlaka okumalısınız.
Puanım: 9.5/10!
Bir insanı 9 yıl boyunca kırgınlıkla beklemek mi daha zor, yoksa her şeyi unutup yeniden başlamak mı? Yorumlarda buluşalım!
Çerezlik bit kitaptı. Bence yaş grubu 10-15 yaş arası. Basit bir kurgu çevresinde yazılmış. Tavsiye eder miyim emin değilim. Okuyacaklara tavsiyem çok kurgusal bişey beklemesinler.
Gençlik filmi tadında basit bir kitaptı. Başlarken büyük bir beklenti içine girdiğimden sonunda apışıp kaldım, çünkü son diyemiyorum. Ne acı bir sonu var ne mutlu.. Havada kalmış bir bitişti. Sadece kafanızı dağıtmak amacıyla sizi yormadan okuyabileceğiniz bir kitap, benim dilimle çerezlik bir kitaptı. Zaten yazarın dili çok akıcı o yüzden olaylar çok hızlı akıyor. Serinin devamının olmasını isterdim sonunda ama şöyle bir düşününce baş karakter çok kararsızdı seçtiği insan bir yere varamayan adamdı. İkinci kitabı olsaydı bile alıp okumazdım diye düşünüyorum.
Yine de emeğinize sağlık.