Biraz sonra güneş perdelerini açıp yeniden doğacak ve senin olduğun yerler bir manolya kadar güzel kokacak. Bense her sabah olduğu gibi geçtiğin tüm sokakları mesken tutacağım ve dur durak bilmeden, sana koşacağım.
Zaten hayallerinin peşinden koşmalı insan...
Hem, kaç kişi kaldık ki hayallere inanan?
Şimdi seni nasıl anlatmalı?
Beklediğim yâr mı?
Yoksa sonum olacak bir hayal kırıklığı mı!?
Haberin yok açtığın onca yaradan.
Olsun, yine de yaşadım bunca zaman.
Sanırım bir karamsarlık hâli var bakışlarımda.
Bu her halimden anlaşılıyor zira...
Oysa tüm bu hezeyanlar hiç önemli değildi.
Benimkisi sadece münferit bir eylemdi.
Belki de bu yüzden hiçbir hayalim, hiçbir zaman mutlu bir sonla bitmedi.
Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu
Dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı
Ölüm satın alınsaydı Nemrut tutar alırdı
Çıkmadık canlara derman bulurdu
Lokman Hekim ölmedi mi?
Bu yüzden hiç korkmadık biz
Umudumuz hep Allah’tandı.
Derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel!
Nasıl olsa geçmeyecek misin?
Zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen!
Nasıl olsa düşmeyecek misin?
Öyle oldu, olacak.
Bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde
Ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak.
-İlhan Dilek