“Ben yalnız Fahri’yi severim, o da beni sever. Severim. Niçin? Bunun niçini yok. O da beni sever, onun sevgisinin de niçini yoktur. İşte sevgi bu. Kalanı yalan. Kalanını biz uydururuz.”
Matematik hayatı ne kadar yansıtırsa, roman da o kadar yansıtırmış. Yani roman, yaşamdan çok matematiğe yakınmış. Çünkü yaşam gelişigüzelmiş, romansa keyfî ama kurallı keyfî. Ne demekse? Kuralları o koyuyor, keyif de onun keyfi. İşte, kendimi bu kurallara ve bu keyfe alet etmek istemiyormuşum gibi geliyor kimi kez.