"Acı seni kaybettiğin şeylerle tekrar bir araya getirir. Bir katışım; yitirdiğin, sevdiğin şey ya da kişiyle katışırsın. Bazı yönlerden kendinden ayrılır ve ona eşlik edersin, yolculuğunda onunla yolun bir parçası olursun. Elinden geldiğince onu takip edersin. Bir keresinde çok sevdiğim bir köpeğim olduğunu hatırlıyorum. On yedi ya da on sekiz yaşlarındaydım -reşit olma yaşına yakındım, böyle hatırlıyorum. Köpek hastalandı ve biz onu veterinere götürdük. Onun fare zehiri yediğini ve içeride bir ünite kandan daha fazlasının olmadığını ve köpeğin yaşayıp yaşamayacağını önümüzdeki yirmi dört saatin tayin edeceğini söylediler. Eve gittim ve bekledim, sonrasında akşam on bir gibi uyuyakaldım. Veteriner Hank'in gece boyunca yaşamış olup olmadığını bana bildirmek için, sabah oraya gittiği zaman beni arayacaktı.
Sekiz buçukta kalktım ve telefonu bekleyerek her şeyi aklımda bir bütün olarak tutmaya çabaladım. Banyoya gittim. Dişlerimi fırçalamak istiyordum ve odanın sol alt kısmında Hank'i gördüm; Çok ölçülü, ağır başlı bir tavırla görünmez merdivenleri çıkıyordu. Onu çaprazlamasına bir uçtan diğerine yukarı doğru yorgun argın tırmanırken izledim ve banyonun en üst sağ köşesinde gözden kayboluverdi, hâla tırmanırken. Bir kez olsun arkasına dönüp bakmadı. Ölmüş olduğunu anladım ve arkasından telefon çaldı;
Veteriner bana Hank'in öldüğünü söyledi. Ama ben onu yukarı doğru çıkarken gördüm. Ve elbette ki karşı konulmaz, korkunç bir acı hissettim, bunu yapmakla, kendimi kaybettim ve yukarı doğru lanet merdivenler boyunca onu takip ettim.
Ancak sonuç olarak... Acı çekip gider ve sen yavaş yavaş bu dünyaya geri dönersin. Köpeğin olmadan.
Ağlarsın, ağlamaya devam edersin, çünkü onunla gittiğin yerden geriye tastamam hiç dönmemişsindir, atan kalbinden kırık bir parça hâla oradadır.