"La Boétie, insanların, tembelliklerinden ötürü ve güvenli küçük zevkler peşinde koştukları için gönüllü olarak köle olduklarını savunuyordu.
Büyük Engizitör ise "İnsan bir asi olarak doğar" demektedir. Disiplinsiz, tamahkâr, yalnızca kendisini düşünen, Hobbes'un anlattığı türden bir hayvan.
Öte yandan bu isyankârlık kendi kendini yıkıcı bir nitelik taşır; Hobbes'un hayvanı kendini bile denetleyemez. Bu durum karşılıklı yıkıma yol açar; hayvanlar birbirlerini öldürür ve geriye kimse kalmaz. Bu nedenle, kendilerinden yüce bir kişi ya da ilke ararlar; bu korkunç yok etme iznine, yani özgürlüklerine son verecek birini ararlar. "
Engizitör şöyle der:
...insanlar yalnızca tartışılmaz olana tapınmak isterler; bu öylesine tartışılmaz bir şey olmalıdır ki tüm insanlar bir anda hep birlikte tapınmaya karar vermelidirler.
Çünkü; bu sefil yaratıkların temel kaygısı, benim ya da diğer birinin tapınabileceği bir şey değil, herkesin inanacağı ve tapınacağı bir şey bulmaktır. Burada, mutlak anlamda zorunlu olan şey şudur: Tapınma hep birlikte yapılmalıdır."
Şu ana kadar tam bir hayal kırıklığı. Elle tutulur hiçbir şey yok. Betimlemeler o kadar karışık ki okurken aklıma sürekli G.o.r.a. filminden sahneler canlandı. Parlak renkli folyoları kuşanan karakterler bir oradan bir buraya gidip duruyor ve ne bok yedikleri anlamış değilim.
İhsan Oktay Anar sevdiğim yazarlardan, lakin 2014 tü sanırım bir açıklama yaptı:‘Severek yaptığım, zevk aldığım şeylerden biri de roman yazmaktı. Onu da tükettim’ diyen Anar, ‘Yedi kitap yazdım,
(Ön not: Bu kitabın da içerisinde yer aldığı eylül ayına ait okumalarımı yorumladığım videomu izlemek isterseniz şu linke tıklayabilirsiniz: youtube.com/watch?v=G4D9Cme...)
İthaki