Urgrund’un kurgulanmış sahte dünyamızın en alt katmanına çoktan nüfuz ettiğine inandığım için teknik olarak ben akozmik bir panenteistim. Bana kalırsa Urgrund (temel ilke veya sebep) dışında hiçbir şey yani ne onun makroformu (Brahman) ne de mikroformu (içimizdeki Atman’lar) gerçek değil. Jakob Böhme üzerinde gün ışığının parladığı kalay tabağa bakarken ilk vahyini görmüştü. Benim orijinal vahyim ise altın bir balık kolyesine parlak gümüş ışığı altında bakarken gelmişti, bunun ne anlama geldiğini sorduğumda bunun “eski Hristiyanların kullandığı bir işaret” olduğu söylendi. En son vahyim salamlı sandviç üzerine kafa yorarken geldi. Birden, iki ekmek diliminin de birbirinin benzeri (eşbiçimli) olduğunu fark ettim ama birbirlerinden bir salam dilimiyle ayrılmışlardı. İlk başta analojik düşünce yoluyla ekmek dilimlerinden birinin makrokozmik Urgrund, diğerinin de bizler olduğunu ve aslında dünyanın birbirinden ayırdığı aynı şeyler olduğunu anladım.
Dünya bir kez ortadan kalkınca iki ekmek dilimi yani insan ve Urgrund tek bir varlık haline gelir. Onlar aslında birilerinin üzerine bindirilmiş değil; onlar tek bir varlık.