Lakin bizim kitaplarımızda da eskiden beri yazılmıştır ki bu yıldızlar (kuyruklu) göründükleri vakitlerde insanların tabiatlarına kuruluk getirip onları ekseriya kedere sürükler. Eski müneccimler böyle vakitlerde dostlar arasına nifaklar, sevgililer arasına soğukluklar girebileceğini yazarlar. Şüpheciliğin artacağı, her şeyin ince elenip sık dokunur gibi değerlendirceğini anlatırlar. Bütün bunlar korkudandır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Efendimiz, arz ederim ki gördükleriniz bir yıldız veya yıldızlar kümese değildir. Halkımızın yıldız demesi, yalnızca yıldız gibi parlaması sebebiyledir. Yoksa bunların tamamı göklerde oluşan devasa buz kütlelerinden ibarettir. Üzerinde asla hayat ve canlı yoktur. Eğer benzetilebilirse Kur’an da Saffet ve Hicr sürelerinde anılan “şihab“ makulesi cisimlere çok benzerler. Göklerde birikip feleklerin dönüşüne uyarak seyrederler. Seyirleri esnasında güneşin ısısı ile erimeye başlayıp parçalanırlar. Gerek bu parçalar, gerek eriyen kısımlar kuyruk gibi peşlerinden savrulur ve bize sanki kuyruk gibi görünürler.
1572 yılı baharında Samanyolu’nda bir süpernova görüntüsü belirmiş, insanlar “yalancı güneş” dedikleri bu ışık patlamasından ürküp geceyi sokaklarda geçirmişlerdir. Astronom Tycho Brahe bu süpernovayı “Yıldızlar hakkında hiçbir tarihte daha önce rastlanmamış bir cisim”başlığıyla inceleyip yayınlamıştır.