Kitaplığın raflarında, kitaplara yaslanmış iki resim, daha doğrusu iki fotoğraf vardı. Bugün gazetelerden kestiğim iki fotoğrafı daha koydum onların yanına. Arkalarına karton yapıştırdım dik durmalarını sağlamak için. Filistinli çocuğun ışıl ışıl bakan gözleri insana "kalk gidelim" diyor. Rahatsız edici bir dokunuşu var. (...) Uzak düşlere ve düşüncelere tutunmak, insanı mengeneden çekip alıyor psikolojik de olsa. (...) Bu fotoğrafı en çok kullandığım rafa, sözlüklere yaslayarak yerleştiriyorum.
Bütün dinî inanışlar, ibadetler ve anlayışlar gibi oruç da en genel anlamda geleneksel bir çerçeve ve anlam örgüsüyle bir iç huzurun, manevi rikkatin, uhreviliğin ve "Müslümanca bir dünya"nın taşıyıcılığını devam ettiriyor. Bu açıdan önemsemek ve yaşatmak gerekiyor.
Perdeyi aralayıp dışarı baktım, yağmur hâlâ yağıyor. O kadar çok yağdı ki toprağın iliğine işledi rahmet: Arz, yağmurdan ve kardan sonra kendinden geçiyor, eminim. Tabiat olayları ve tabiattaki deveran üzerine düşünmek insanın ruhuna inşirah veriyor.
İslam; adını kanunlarından, emir ve yasaklarından, talep ettiği bedensel ve ruhsal çabadan değil; tüm bunları kapsayan ve aynı zamanda aşan bir marifet anından, ruhun zaman ile ölçüşme kuvvetinden, bir mevcudiyetin sunabileceği her şeye tahammül etme dirayetinden, tek kelime ile teslimiyet hakikatinden almıştır.
Ey teslimiyet, senin adın İslam'dır.