Ruhumuz yeterince geniş değilse, nesnemizin büyüklüğü ile asla baş edemeyiz.Bu nedenle, insanın görevinin büyüklüğüne göre büyüdüğü sözü çok doğrudur.Ama büyüyebilme yetisi insanın içinde yoksa ,en zor görev bile işe yaramaz, olsa olsa insan görevin altında ezilir
Dolayısıyla, bu zenginleşmenin yalnızca dış kökenli olduğu ,insanın dışarıdan gelen şeyleri içine doldurdukça bir şahsiyet haline geleceği varsayımı pek yaygındır .
Fakat kişi bu reçeteye ne kadar rağbet eder, bütün büyümenin dışarıdan geldiğine ne kadar inanırsa, içinin yoksulluğu da o kadar artar.
İnsanı insan kılan özelliklerdir bunlar, insan eylemlerinin insana özgü biçimleridir.Bu spesifik tarz insanın çekirdeğinde vardır ve kalıtsal olmadığı her insanda yeni baştan oluştuğu varsayımı, sabah doğan güneşin önceki akşam batan güneşten farklı bir güneş olduğu biçimindeki ilkel inanç kadar saçmadır.
İmge yalnızca gerçekleştirilecek eylemin biçimine değil eyleme neden olan tipik durumu da ifade eder.Bu imgeler ,türe özgü olmaları nedeniyle "ilkimgelerdir" ve eğer bir şekilde "oluşmuş" iseler bile ,oluşumları türün ortaya çıkışı ile eş zamanlıdır.