Niçin en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyormuş gibi, bütün düşündüklerini açıklamıyor da aklının bir köşesinde saklıyor? Niçin sözlerimizin boşa gitmediğini bildiğimiz zamanlarda bile içimizden geçenleri olduğu gibi söyleyemiyoruz? Sanki herkes olduğundan sert görünmek istiyor, duygularını hemen ifade ederse, haksızlık etmiş olacağından korkuyor.
Mutsuz olduğumuz zamanlar başkalarının mutsuzluğunu daha da bir derinden duyarız, böyle zamanlarda duygularımız yok olmaz aksine tek bir noktada yoğunlaşır.
Sevinç ve mutluluk insanı ne kadar da güzelleştirirmiş. İnsan kalbi nasıl da sevinçle dolar taşarmış meğer. İnsan kalbinin bu coşkunluğunu başkasının kalbine de dökmeyi, her şeyin neşelenmesini, her şeyin gülüp eğlenmesini ne kadar özlemle istermiş. Bu sevinç ne kadar da bulaşıcıymış.